YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19994
KARAR NO : 2014/20690
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; katılan …’ın evine sanık …’nın daha önceden tanıdığı ve elma alım satım işinde uğraştıklarını söyleyerek diğer sanıkları getirdiği, katılan ile ismini … olarak tanıtan …’ın, … ve … ile birlikte 3300 sandık karışık türde elma satımı hususunda anlaştıkları, kendi aralarında sözleşme yaptıkları, bu satış karşılığında sanıkların 23.04.2010 tanzim tarihli 8000 TL bedelli alacaklısı …, borçlusu… ve … olan bono ile 37.750 TL bedelli 09.08.2010 tarihli keşidecisi … olan ve arkası … tarafından ciro edilen çeki verdikleri, çek ve senedi verdikleri tarihin resmi tatil olması nedeniyle çekin sağlamlığının ilgili bankaya sorulamadığı, katılanın ancak sanıklar bahse konu elmaları götürdükten sonra çekin sahte olduğunu öğrenebildiği, sanıkların iştirak halinde hareket ederek resmi evrak niteliğinde senet ve çek düzenleyerek katılanı dolandırdıkları iddia edilen olayda, sanık …’ın kendisini katılana … olarak tanıttığı ve elma satın almak istediğini söylediği, tarafların elma alışverişi konusunda pazarlık yaptıkları ve anlaştıkları, aralarında 23/04/2010 tarihli satış protokolü başlıklı sözleşmeyi imzaladıkları, sözleşmede …’in satıcı, sanık …’ın ise … ismini yazmak suretiyle alıcı, sanık …’ın ise tanık sıfatıyla imzaladıkları, sanık …’ın almış olduğu elmalar karşılığında suça konu 8.000 TL’lik bonoyu imzalamak suretiyle katılan …’e verdiği, geri kalan alacak miktarı için sanık …’ın suça konu 37.750 TL bedelli, 09/08/2010 tarihli, keşidecisi …olan ve arkası yine borçlulardan … tarafından imzalanan, Halkbankası …Şubesine ait çeki verdiği, katılan …’ın kendisini … olarak tanıtan …’dan almış olduğu 8.000 TL’lik bonoyu … hakkında icraya koyduğu, katılan …’ın bu nedenle şikayetçi olduğu ve sanıklar … ile …’in resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçunu işledikleri gerekçesiyle haklarında kamu davası açılmış, her iki dava arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle birleştirildikleri, sanık …’ın hile ve desiseler kullanarak ve amcasının oğlu katılan …’ın ismini kullanmak suretiyle bankanın maddi varlıklarından sayılan çeki ile bonoyu katılan …’e vermek suretiyle üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, sanığın her ne kadar katılan … ve …’e karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istenilmiş ise de sanığın eyleminin tek olduğu, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı raporundan da anlaşılacağı üzere sanık …’nin suça konu çekin arkasında cirosunun bulunduğu ve yine suça konu bononun borçlu bölümünde imzasının bulunduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde iğfal kabiliyeti bulunan çek ve senetle katılan …’i dolandırdığı,
Her ne kadar sanıklar …, … ve …’nın sanık … ile işbirliği yaparak nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri gerekçesiyle cezalandırılmaları istemiyle haklarında kamu davası açılmış ise de, sanık …’nın katılanla diğer sanıkları tanıştırmak dışında dolandırıcılık eylemine katıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir delilin de bulunmadığı, sanık …’ın da üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, uzaktan akrabası olması nedeniyle … olarak tanıdığı …’ın kendisinin telefondan arayarak yüz yüze görüşmek istediğini söylediği, bunun üzerine sanık … ile buluştuklarını, sanığın kendisine elma satın almak istediğini, kendisinin de daha önceden tanıdığı …’yı aradığını, elmaları kendisinin satın almadığını, elma alışverişi konusunda herhangi bir çıkarının da bulunmadığını, sanık …’ın savunmalarının aksine diğer sanık … ile irade birliği içinde katılan …’i dolandırmak amacıyla ona sahte çek ve bono verdiğine dair mahkumiyetine yeter, delil elde edilemediği, sanık …’nın olay tarihinde …’da bulunduğu, sanık …’ın katılandan elma satın aldıktan sonra onu aradığı ve elmaları … köyünden …’ye taşımak istediğini, nakliye aracı bulmasını söylediği, sanık … ile işbirliği yaparak katılan …’e sahte çek ve bono verdiğine dair mahkumiyetine yeter delil elde edilemediği, bu nedenlerle her üç sanığın üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatlarına, sanık …’ın bilerek ve isteyerek nereden ve ne şekilde temin ettiği anlaşılamayan suça konu çeki ve yine suçta kullanılan bonoyu … ismini kullanmak suretiyle elma alışverişi sırasında katılan …’e vermek suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, sanığın eylemin tek olduğu değerlendirildiği, sanık …’ın üzerine atılı müsnet suçları işlediği vicdani kanaatiyle cezalandırılmasına, sanıklar …, …, … ve katılan sanık …’in üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlarına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve müdafi, katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.