Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4692 E. 2014/20691 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4692
KARAR NO : 2014/20691
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir.
Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Somut olayda; Seta şirketinin yetkilisi ve ortağı olan sanıkların, … A.Ş.’den aldıkları demire karşılık, 20/12/2008 keşide tarihli 31.500,00 TL tutarında çek verdikleri ve çekteki keşideci imzasının sahte olduğunun tespit edildiği bu suretle sanıkların atılı suçları işledikleri iddia edilen olayda, şirket adına çek keşide etme yetkisinin sanık …’da olduğu, sanık … savunmasında; suça konu çeki Ankara dışında olduğundan bilgisi dahilinde şirket çalışanlarınca imzalanıp katılana verildiğini, ancak kimin imzaladığını bilmediğini beyan ettiği, bilirkişi raporunda çekteki imzanın her iki sanığa da ait olmadığı, suça konu çekin sanık tarafından keşide edilip imzalandığına veya imzalattırıldığına dair mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delillerin elde edilememiş olması nedeniyle, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, ancak çek keşide etmeye yalnız kendisi yetkili bulunan sanık …’un kendi imzalamadığı çeki katılana vermek ve ihtiyati haciz yoluyla yapılan takipte borca itiraz etmek suretiyle bankayı aracı kılarak kendi yararına menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediği, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmış ise de sanığın SETA şirketinin ortağı olduğu, çek keşide etme yetkisi bulunmadığı, bu haliyle sanık …’nın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden beraatına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık … müdafi’nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.