Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/10490 E. 2014/13027 K. 26.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10490
KARAR NO : 2014/13027
KARAR TARİHİ : 26.06.2014

Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçundan sanıklar …, … ve … ile suça sürüklenen çocuk …’ın, mahkumiyetlerine dair Fatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14/10/2010 tarih ve 2008/155 E 2010/358 K sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 05/10/2012 tarih ve 2011/146586 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, dairemizin 03/04/2014 tarih ve 2013/10338 Esas, 2014/6295 Karar sayılı kararıyla, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün bozulmasına, hırsızlık ve mala zarar verme suçundan suça sürüklenen çocuk hakkindaki hükmün onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 03/04/2014 tarih ve 2013/10338 Esas 2010/6295 Karar sayılı kararının itiraza konu iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları ile sınırlı olmak üzere KALDIRILMASINA,
“Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılmaz hale getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddi varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afis ve ilan yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçunda; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girildikten sonra çıkmayan kişi konut dokunulmazlığını suçunu işlemiş olur, konuta girmek, faliin bütün vücudu ile tamamen konuta girmesi demektir. Bu nedenle, konutun eklentisi içinde olmamak kaydıyla, pencereden içeriye bakma, kapıyı dinleme camı tıkırdatma, dış kapı zilini çalma bu suçu oluşturmaz. Konuta veya eklentisine nereden girildiğinin önemi yoktur. Konuttan çıkmamak, konut sahibinin rızası ile girilen konuttan, söz, hareket ve tavırlarıyla kendisini çıkmaya davet edilmesine rağmen, çıkmamaktadır.
Suçun oluşması için, sahibinin rızası olmadan girilen ya da rızayla girildikten sonra istendiği halde dışarı çıkılmayan bir konut veya eklentisi olmalıdır. Konut (mesken) bir kimsenin geçici de olsa oturmak için sığındığı her nevi yer olarak tanımlanabilir. Medeni Kanun’un 19. maddesinde tanımlanan her ikametgah TCK anlamında bir konuttur. Kişinin ihtiyaçlarından bir veya bir kısmının yerine getirildiği yani yaşamsal faaliyetlerini geçirdikleri yer konuttur. Konutun bir bina olması şart değildir. Konut eklentisi (müştemilat); konuta bitişik ya da onun yakınında olan, konut veya benzeri yapıların kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerlerdir. Balkon, koridor, sahanlık, etrafı çitle çevrili avlu, eve ait etrafı duvarla çevrili bahçe, buna örnek gösterebilir. Diğer bir anlatımla, girilmesi konutta oturanların huzur ve güvenliğini bozabilecek konuta bağlı veya pek yakın ek yapılar veya yerlerdir. Avlu, ahır, bahçe, taraça, samanlık, odunluk, kömürlük, balkon gibi yerler eklentidir. Konut veya eklentiyi dış dünyadan ayırıcı belirtiler, o yer sahibinin yaşama biçimi, mevcut olanakları, sosyal ve ekonomik durumu ile kültürel ve yöresel özelliklere, gelenek ve göreneklere göre farklılıklar gösterebilir. Bu husus, olaysal olarak değerlendirilmeli, tayin ve takdir edilmelidir.
Rızaya aykırı olarak girme veya rıza ile girildikten sonra çıkması istenilmesine rağmen çıkmayan kişi bu eylemini, açık bir rızaya gerek olmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentilerinde işlemesi halinde fail ikinci fıkraya göre cezalandırılacaktır. Girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri, avukatlık bürosu, doktor muayenehaneleri, emlak bürosu, mimar bürosu, v.b. gibi izinle girilmesi gereken yerlerdir. Girilmesi mutat olan yerlere, süper marketler, mağazalar, dükkanlar, pasta salonları, kahvehane, restoran ve lokantalar, sinema, tiyatro, otel, bar, hastane örnek gösterilebilir. Halka açık olduğu saatlerde bu gibi, yerlere giriş de suç oluşmaz. Ancak halka kapalı olan saatlerde buralara rıza haricinde girilmesi halinde bu fıkradaki suç oluşacaktır.
Suçun, cebir kullanmak suretiyle işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Cebirin konut içinde bulunan herhangi bir kişiye karşı kullanılmış olması yeterlidir. Konut için rıza beyan etmeye yetkili kişiye yapılması zorunlu değildir. Cebirin, kişilere karşı kullanılması maddenin konusudur. Eşyaya karşı kullanılan cebir
halinde ağırlaştırıcı neden uygulanmaz. Burada söz konusu olan cebir, kasten yaralama suçunda tanımlanan ve kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek olan fiziki güçtür. Bu ölçünün ötesine bir etki meydana getirmiş ise hem bu suç oluşacak hem de kasten yaralama suçundan dolayı ayrı yarı cezalara hükmedilecektir.
Suçun tehdit kullanılmak suretiyle işlenmesi ağırlaştırıcı nedendir. Failin konut sahibini kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirerek bu suçu işlemesi halinde, maddenin son fıkrası uyarınca ceza tayin edilecektir.
Falin gece vakti işlenmesi, ağırlaştırıcı nedendir. Gece vakti TCK. md 6’da tanımlanmıştır. Gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasında bir saat evvele kadar devam eden zaman süresidir.
Suç tarihinde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun Giresun ilinden …plakalı araç ile hırsızlık yapmak için geldikleri, beraberinde geldikleri aracı Fatsa Terminali yakınlarına bırakarak Fatsa Kız Meslek Lisesi’nde hırsızlık yapmaya karar verdikleri, saat 24:00 sularında okulun bahçe duvarından tırmanarak okul bahçesi içerisine girdikleri, sanıklardan … ve …’ın okulun alt kat pencere demirlerinden tırmanarak 2. kata çıktıkları ve beraberlerinde getirdikleri tornavida yardımıyla pencereyi açarak içeri girdikleri, alt kat penceresini açarak … ve …’ın da okulun içerisine girmesini sağladıkları, müdür odasının kapısını tekme ile kırarak açtıkları ve masadaki çekmece içerisindeki 900,00 TL nakit para ile HP marka dijital fotoğraf makinesini, ayrıca odadaki dolapta bulunan HP marka Loptop bilgisayar ve Panosonic marka projeksiyon makinesini aldıkları, daha sonra birinci katta bulanan müdür yardımcısı odasına gelerek kapıyı kırdıkları ve müdür yardımcısı odasında bulanan para kasasındaki 320,00 TL parayı alarak olay mahallinden kaçtıkları somut olayda;
1-Sanıklar hakkında mala zarar verme, hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanıklar …, …, sanık … müdafii ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar …, …, sanık … müdafii ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak kanaat oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesi “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.” 50/6. maddesi ise “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya bsaşlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz. “hükmünü içermekte olup, TCK’nın 50/6. maddesi içerisindeki fıkrada yer alan “yaptırımın” ibaresi, 26/02/2008 kabul tarihli, 01/03/2008 tarih ve 26803 sayılı R.G.’de yayımlanan 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbir” şeklinde değiştirilmiştir.
Bu halde hükümden sonra 01/03/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanunun 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infazda yetkisini kısıtlayacak şekilde hapisten çevrilen tedbirin ödenmemesi halinde kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğinin suça sürüklenen çocuğa ihtar edilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, hapisten çevrilen tedbirin ödenmemesi halinde kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğine dair ihtarın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.