YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4718
KARAR NO : 2014/20885
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında suçun dolandırıcılık yerine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin, … plakalı aracının arızalanması nedeniyle tamir ettirmek amacıyla benzin istasyonunda tamirci aradığı sırada, kendisinin benzinlikte çalıştığını söyleyen sanığın aracı tamir etmek üzere aldığı fakat araçla gezmek amacıyla … ilçesine gittiği sırada trafik ekipleri tarafından araçla birlikte yakalandığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık, tanık ve şikayetçi beyanları, araç teslim ve olay yeri görgü tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, işyeri sahibinin sanığın benzin istasyonunda çalışmadığına dair beyanı ve bu beyanın aksine delil bulunmaması karşısında, tebliğnamedeki suçun vasfına yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 157/1. maddesi gereğince hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi ve sanığın dosya içindeki adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas olan mahkumiyeti bulunduğu halde, kesinleşme ve infaz şerhli onaylı karar sureti dosya içerisine getirtilmeyen ilamın tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle; yine 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden, “Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.02.2005 tarih ve 2003/1147-205/88 karar sayılı ilamı” ibaresinin çıkarılıp yerine “Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/202 E. 2004/1127 K. sayılı ilamı” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.