YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3001
KARAR NO : 2014/19833
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’ nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in sanık …’i telefonla arayarak ellerinde tarihi eser bulunduğunu, satmak istediklerini, müşteri bulup bulamayacağını sorduğu sırada …’in yanında bulunan ihbarcı şahsın müşteri bulabileceğini belirtmesi üzerine …’in tekrar …’i aradığı ve müşteri bulabileceğini belirterek şahısları Ayvacık ilçesine çağırdığı, ihbarcı şahsın da bu sırada durumu Çanakkale İl Jandarma görevlilerine bildirdiği, jandarma görevlilerinin alıcı kılığına girerek Ayvacık Küçükkuyu beldesindeki lokantada sanıklardan Sezgin ile buluşup pazarlık yaptığı, jandarma görevlisinin altın sikkeleri görmek istediğini söylemesi üzerine sanık …’in sikkelerin yanında olmadığını, gidip getireceğini belirtip olay yerinden ayrılıp bir süre sonra diğer sanık … ile geri geldikleri, sanıklardan İsrafil cebindeki 1 adet altın sikkeyi çıkararak jandarma görevlisine verdiği, jandarma görevlisinin sikkeyi inceledikten sonra 5 kg üzerinden 80.000 TL’ye anlaştıkları, bu esnada diğer sanıklardan … ile …’ın … plakalı araçla gelip aynı lokantada diğer masada oturdukları sırada jandarma görevlilerince operasyon yapılarak bütün sanıkların yakalandığı, sanıkların elindeki 1 adet gerçek altın sikke ile daha sonra … plakalı araçta yapılan arama sonucu ele geçirilen 309 adet sahte sikkeye el konulduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde 1 adet altın sikkenin orijinal olduğu ancak diğer 309 adet sikkenin ise sahte olduğunun belirlendiği olayda, sanık ve tanık beyanları, olay, yakalama ve arama tutanağı, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yazısı ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre üst Cumhuriyet savcısının ve sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “200 gün”, “150 gün”, “125 gün” ve “2.500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “3 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.