YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4845
KARAR NO : 2014/20790
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, suç tarihinde saat 16.30 sıralarında katılan …’ın … ilçesi … mahallesindeki büfesine gittiği, büfede çalışan tanık …’den 50 TL parasını bozmasını istediği, bunun üzerine …’ün 2 adet 20 TL ve 1 adet 10 TL olmak üzere toplam 50 TL parayı sanığa verdiği, ancak sanığın elinde tuttuğu 50 TL parayı …’e vermediği, bu sırada sanığın oyalamak amacıyla …’e büfede bulunan bazı malların fiyatlarını sorduğu ve bir paket sigara istediği, Seda’nın sanığa bir paket sigarayı vermesinden sonra sanığın bu defa …’dan 7 adet kutu bira ve 3 adet şişe bira istediği ve tanığa “Sen bunları torbaya doldur, ben açık çerez alıp geliyorum” diyerek aldığı sigarının parasını da ödemeden büfeden ayrıldığı, bu şekilde sanığın bozdurmak için elinde tuttuğu 50 TL parayı ve sigarasının parasını tanığa vermeden büfeden ayrılarak katılan …’ın 53,50 TL zararına neden olduğu, sanığın aynı gün saat 17.30 sıralarında, şikayetçi …’ın… caddesi üzerinde işlettiği markete gittiği ve 2 adet bira aldıktan sonra şikayetçiye 100 TL para uzattığı, şikayetçinin paranın üstünü sanığa vermesi üzerine sanığın “Bozuk para vereyim” diyerek şikayetçiyi oyalamaya çalıştığı, daha sonra tekrar 100 TL parayı bozmasını istediği, ancak sanığın elinde tuttuğu 100 TL parayı şikayetçiye vermediği, daha sonra sanığın şikayetçiden bir adet sigara istediği ve şikayetçiye “Arkadaşlara sorayım, ne sigara istiyorlar” diyerek marketten ayrılmaya çalıştığı sırada, şikayetçinin dolandırılmaya çalıştığını anlayarak sanığı durdurduğu ve verdiği 100 TL paranın üzerini geri isteyerek aldığı anlaşılmakla; sanığın katılan …’a yönelik eyleminin dolandırıcılık; şikayetçi …’a yönelik eyleminin ise dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/2. maddesi gereğince, tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağından infazda tereddüte neden olunmaması ile mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek mercii 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi karşısında, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanun’un 108/4. maddesi uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
3-TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (1) nolu bendinden adli para cezasına ilişkin sırasıyla “6 gün”, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; (2) nolu bendinden adli para cezasına ilişkin sırasıyla “6 gün”, “4 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “3 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; hüküm fıkrasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kısmından “2 yıllık” ibaresinin çıkarılması ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/12/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.