Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/17497 E. 2017/373 K. 23.01.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17497
KARAR NO : 2017/373
KARAR TARİHİ : 23.01.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ,ESKİ HALE GETİRME BEDELİNİN TAHSİLİ

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, eski hale getirme bedelinin tahsili davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulü ile müdahalenin menine, eski hale getirme talebinin ise reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve eski hâle getirme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 101 ada 35 parselin mera vasfında olduğunu, krokide T17 simgesi ile gösterilen 729,82 m2’lik ve T18 simgesi ile gösterilen 552,83 m2’lik alanın davalı tarafından etrafı tel çitle çevrilerek bahçe olarak kullanıldığını ileri sürerek el atmanın önlenmesi ile birlikte eski hale getirme bedeli olan 265,00 TL’nin tutanak tarihi olan 21.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, keşifte alınan beyanında dava konusu yerlerin yalnız bir parçasını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulü ile müdahalenin menine, eski hale getirme talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kısa kararda davanın kısmen kabulüne, davalının …nolu hazine parseline tecavüzünün menine, davalı tarafından yapılan çitin kal’ine ve eski hale getirme talebinin reddine karar verildiği halde; gerekçeli kararda kal yönünden bir hüküm kurulmamıştır.
Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten ve HUMK.’nun 376. (HMK. 186) maddesine göre son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. (HMK. 297) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. (HMK. 297) maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
./..

İşte bu gibi hallerde HUMK.’nun 389. (HMK. 297) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ve HMK.’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri göz ardı edilerek kısa kararda davalı tarafından yapılan çitin kal’ine karar verildiği halde, gerekçeli kararda kal yönünden bir hüküm kurulmaması suretiyle kısa karara çelişkili biçimde gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Hâl böyle olunca, 10.04.1992 gün,1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, 23.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.