YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2390
KARAR NO : 2014/18130
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılanlara ve şikayetçilere ait firmalardan taşıma senedi ile teslim aldığı, içerisinde biskuvi, şekerleme ve pekmez olan kolileri kendi sevk ve idaresindeki kamyona yükleyerek dağıtım amacıyla Adana, Mersin ve Gaziantep illerine götürmek üzere yola çıktığı, ancak kolileri teslim etmesi gereken yerlere götürmeyerek Nizip ilçesinde kullanılmayan bir eve ait depoya boşaltmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; katılan beyanları, taşıma senetleri, tanık beyanları, teşhis işlemi ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, birden fazla katılana ait firmadan yerlerine teslim edilmek üzere koli yüklemesi ve bu malları teslim etmemesi karşısında herbir katılan ve şikayetçiye yönelik ayrı suç oluştuğu gözetilmeden, tek suçtan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; kararda, adli para cezasının yirmi eşit taksitle ödenmesine karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün ilgili kısmına ”para cezasının birer ay arayla yirmi eşit taksitle ödenmesine ”ifadesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.