YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1723
KARAR NO : 2014/18138
KARAR TARİHİ : 05.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygunlanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için,Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir.Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın,sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez,şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır.Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı,kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in sanık … ile fikir birliği içerisinde hareket ederek sanık …’in emlakçı olan sanık …’ya kendisini dershane sahibi olarak tanıtıp 50.000 TL civarında bir ev almak istediğini söylediği sanık …’nın da katılan …’e ait satılık evi gösterdiği, sanığın evi beğenmesi üzerine, katılan …’le buluştukları sanık …’in sözkonusu evi arkadaşı ve dershanesinde öğretmen olduğunu beyan ettiği sanık … adına konut kredisi çekerek alacaklarını beyan ettiği sonrada kredi başvurusu yaptıkları banka subesini söyleyip, bu başvuruyu dayanak yaparak katılanın iradesini fesada uğratarak birlikte hareket ettiği sanık …’den noter vasıtasıyla aldığı vekaletnamaye istinaden söz konusu taşınmazın tapuda sanık … adına devir işlemini yapmasını sağladığı, ertesi günde satış için vekaletname alarak suça konu taşınmazı emlakçılık yapan sanık …’ya sattığı, söz konusu kredi başvurusunun ise diğer sanık … ile anlaşmalı olarak 04.09.2008 tarihinde … şubesine sanık … tarafından sanık … adına konut kredisi formu düzenleyip onun yerine imza atarak yaptığı başvuru olduğu, müracaat sırasında sanık … adına dershanede öğretmenlik yaptığına dair sahte bordro ve polis memuru olan sanık …’ya ait bordro ve kimlik fotokopisini banka şubesine verildiği, banka yetkililerinin kredi işlemleri için sanık …’i şubeye davet ettiklerinde sanık …’in kendisini öğretmen olarak tanıtıp kredi başvuru formundaki imza farklı olduğunun söylenmesi üzerine başvuru formundaki imzanın üzerini çizerek kendi imzasını attığı, sanıkların kredi işlemlerini aksatması üzerine bankanın kredi sözleşmesini onaylamadığı, iddia edilen olayda:
1-Sanıklar … ve … hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ve sanık … hakkında özel belgede sahtecilik ve bankayı araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede,
Sanıkların yüklenen suçları işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından beraatlarına ilişkin kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması,
Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından hükümlerde TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise sözkonusu hak yoksunluklarının hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “96.000,00 TL” , “ 48.000,00 TL ” ve “40.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 4800 gün” , “ 2400 gün” ve “ 2000 gün ” adli para cezası ibaresinin ve “sanığa verilen 2000 gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK nın 52/2 maddesi uyarınca sanığın ekonomik sosyal durumu nazara alınarak günlüğü 20,00 TL den paraya dönüştürülerek 40.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, cümlesinin eklenmesi, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ve sanıklar … ve … hakkında basit dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede,
a-Sanık …’nun 01.07.2008 havale tarihli şikayet dilekçesi ile daha önceki bir kredi çekimi için sanık …’e maaş bordrosu, doğalgaz faturası ve kimlik fotokopisini verdiğini ancak sonradan kredi almaktan vazgeçtiğini söylediği halde, sanığın sözkonusu krediyi almış olması nedeniyle sanık … hakkında şikayetçi olduğuna ilişkin dilekçe fotokopisi ibraz etmesi ve savunmasında sanık …’in önceki belgeleri fotokopi yoluyla çoğaltmış olarak kendisinin bilgisi dışında suça konu kredi başvurusunda, kefile ait belgeler olarak verdiğini, bu kredi başvurusunun kendisinin sanık …’i şikayet ettikten sonraki tarihte yapılmış olduğunu belirtmesi, bankaya verilen söz konusu belgelerin fotokopi olması ve banka görevlisinin sanık …’yu hiç görmediğini beyan etmesi karşısında, sanığın yüklenen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
b-Sanıklar … ve …’in katılan …’e karşı eyleminin bankanın faaliyetlerini yürüten süjeleri ve tapu sicil müdürlüğünü araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden TCK’nın 158. maddesi yerine yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule görede;
5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezasıda öngörüldüğü halde, sanıklar hakkında yalnız hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … müdafii ve sanık … temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulmasına 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.