Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5294 E. 2014/18237 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5294
KARAR NO : 2014/18237
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; 30.03.2009 tarihli telefon ihbarı ile başlatılan adli soruşturma neticesinde;… Eczanesi sahip ve mesul müdürü olan eczacı sanığın;… Yüksek İhtisas Hastanesi uzman doktoru …’ün muayenesi sonrası hasta-mağdur …’ya tek nüsha olarak düzenlenip elden verilen (iki yıl geçerliliği olduğu belirtilen) 16/04/2007 taih ve …6750 protokol defter no’lu”İlaç Kullanım Raporunda” (sol üst kısmında yer alan Dr. … kaşe-imzasının, bu kaşe-imzanın sağ üst ve sağ alt kısımlarında yer alan el yazılı “LDL…”; “Valsartan…” yazılarının adı geçen doktora ait olmadığını tespit eden 04//08/2009 tarihli ekspertiz raporuna göre) kaşe-imza-ekleme ilaç ismi/kolesterol değeri tahrifatlarıyla mağdur …’e, gerçekte anılan raporda yer verilmeyen ilaçların ve sistem değişikliği sonrası kolesterol değeri yazılarak kolesterol ilaçlarının katkı paysız verilebilmesinin sağlanması eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık”; “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I)”Nitelikli dolandırıcılık” suçundan sanık hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Hükümlerin yüzüne karşı tefhimi üzerine katılan … adına vekilinin, 12/01/2011 havale tarihli süre tutum-temyiz dilekçesiyle; sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen “beraat” kararını temyiz ettiği, “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” hükmüne yönelik bir temyizinin olmadığı; gerekçeli kararın tebliğini müteakip 27/01/2011 havale tarihli dilekçesiyle vaki “nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükmüne” yönelik temyizinin ise yasal süresi geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından; anılan beraat kararına yönelik temyizinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca “süreden” REDDİNE,
II)”Resmi belgede sahtecilik” suçundan sanık hakkında verilen “beraat” hükmüne yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Suça konu “İlaç Kullanım Raporundaki” ekleme (düzeltmelerin) kimin tarafından yapıldığının tespit edilemediği, reçetelere uygun ve fakat tahrifatlı raporun sanık tarafından bu durumu bilinerek kullanıldığına dair mahkumiyete yeterli delil olmadığını bu nedenlerle “beraat” kararı verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.