Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4515 E. 2014/20959 K. 10.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4515
KARAR NO : 2014/20959
KARAR TARİHİ : 10.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolanndırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve kendisiyle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısların, elektronik eşya ticareti ile uğraşan katılan … ile 5 adet Playstation ve 5 adet LCD TV’nin satışı konusunda anlaşmaları üzerine katılan …’in toptancı olan katılan …’a ait …Elektronik isimli işyerini aradığı ve sipariş verdiği, toplam 11.850 TL tutarındaki malların, sanıkların belirttiği adres olan … Mah. 1.sokak No:52 adresindeki işyerine teslimi amacıyla nakliyeci katılan …’e verildiği, katılan …’in de kendisine ait araçla malları belirtilen adrese götürdüğünde, işyerinde bulunan bir bayanın malları teslim alarak, sanığın …Hastanesinde olduğunu ve parayı orada ödeyeceğini belirttiği, bu bayan ile birlikte hastaneye giden katılan …’i sanıkla birlikte 3 erkek şahsın karşıladığı, şahısların ayrı ayrı konuşarak katılanı oyaladıkları, sanık dışındaki şahısların bir bahane ile ayrıldıkları, katılanın sanıktan paranın ödenmesini istemesi üzerine tartıştıkları, sanığın parayı ödeyeceğini söyleyerek
katılanın aracına binecekleri sırada sanığın araca binmeden saklanarak olay yerinden kaçtığının iddia edildiği olayda sanık, tanık ve katılan beyanları, teşhis tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “30 gün” ve “600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.