Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1910 E. 2014/18256 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1910
KARAR NO : 2014/18256
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli güveni kötüye kullanma, tehdit
HÜKÜM : Beraat, temyiz isteminin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan …’in teyze oğlu olduğu ileri sürülen sanıklardan Kader’in, ondan aldığı bildirilen ve fakat dosyada görülemeyen 01/04/2008 tarihli vekaletnameye dayanarak … Vergi Dairesi mükellefi olarak faaliyetine başlayan … Mesleki Eğitim merkezi ünvanlı işyerinde “yetkili yönetici” diğer sanık …’nin ise “halkla ilişkiler yetkilisi ” olarak (03/04/2008) çalışmaya başlamaları sonrasında; şikayetçi tarafın bildirimine göre her iki sanığın da 01/08/2008 tarihi itibariyle “işten çıkarılmalarını” müteakip yanlarına aldıkları işletmeye ati boş tahsilat makbuzlarını, işten çıkarıldıklarını gizleyip, kullanarak müşterilerden gerçekleştirdikleri söylenen muhtelif tahsilatları katılan veya işletmeye vermeyerek haksız yarar sağlamaları, şikayetçinin sanıklardan firmaya ait ellerindeki belgeleri telefon yoluyla istemesi nedeniyle katılan hedef alarak “… kendinize dikkat edin… ” gibi sözler sarfetmeleri eylemlerinin “nitelikli güveni kötüye kullanma” ve “tehdit” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
I) “Tehdit” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılan vekilinin temyiz itirazları ile sanıklar müdafinin mahkemece verilen 20/08/2010 tarihli “redde ilişkin” ek karara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan vekilinin temyizi yönünden; sanıkların yüklenen “tehdit” suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter derecede delil bulunmadığını bu nedenle “beraatlerine ” karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında ve sanıklar müdafinin temyizi yönünden ise ; yüze karşı tefhim olunan 19/04/2010 tarihli karar sonrası 13/08/2010 havale tarihli dilekçe ile vaki olan istemin “süre yönünden” reddine dair mahkemenin 20/08/2010 tarih ve 2008/762 E; 2010/302 K. sayılı “ek kararında” bir isabetsizlik görülmediğinden, 01/09/2010 ve 06/09/2010 havale tarihli dilekçelerle vaki temyiz itirazlarının reddiyle anılan “beraat” kararları ile “red” kararının ONANMASINA,
II) “Nitelikli güveni kötüye kullanma” suçundan sanıklar hakkında verilen “beraat” hükümlerine yönelen katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; işletme sahibi (vergi mükellefi) katılanın sanık …’i yetkili kıldığı bildirilen vekaletname-imza sirküsü gibi belgelerle, sanıkların 01/08/2008 tarihi itibariyle “işten çıkarıldıklarına dair” S.G.K’ya verildiği ileri sürülen bildirgelerin onaylı örneklerinin ilgili birimlerden temin edilmesi, işletme tarafından işlerine son verildiğine dair sanıklara yazılı bildirimde bulunulup bulunulmadığının ortaya konulması, sanık …’nın 10/02/2009 tarihli duruşmada sunduğu yazılı savunmasında bahsettiği “iş sözleşmesi” aslının görülüp fotokopisinin alınması, aynı işlemin sanık … açısından da gerçekleştirilmesi, sanıkların hukuk mahkemelerinde açtıklarını belirttikleri dava dosyalarının getirtilip ayrıntılı şekilde incelenmesi, bu davayı ilgilendiren bilgi-belgelerin dosyaya intikalinin sağlanması, Denizli C. Başsavcılığının “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karara esas 2008/28098 soruşturma sayılı evrak içeriğinde yer alan ve tavsif olunan kamu davasını ilgilendiren şikayetçi tarafından gösterilen delillerin toplanması, gerektiğinde işletmenin defter ve belgeleri üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılıp, makbuzlarla yapıldığı ileri sürülen tahsilatların (hangi tarihte kim tarafından) hangileri olduğunun ve hangi tahsilat bedellerinin firmaya iletilmediğinin somut olarak belirlenmesine çalışılması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.