Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2415 E. 2014/18230 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2415
KARAR NO : 2014/18230
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1- Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kolektif, komandit, anonim, limitet ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kolektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limitet ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı
Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. …, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
… Madencilik, Danışmanlık Limited şirketinin ortağı ve yetkilisi olan sanık …’ın, kendisi ile iş nedeniyle iletişim kuran ve Tarsus’ta yaşayan katılana, Amerika’dan % 4 faizle kredi alabileceğini söyleyerek Ankara’ya çağırdığı, Ankara’ya gelen katılanı, … Kurumunda Daire Başkanı olan diğer sanık … ile tanıştırdığı, sanık … ile tanışan katılanın sanık …’e daha çok inandığı sanık …’nin görüşme sırasında katılana, … İlçe Başkanı olmasını söylediği ancak katılanın kabul etmediği, sanık …’in katılandan sanık …’nin yanındaki çocuklara verilmek üzere 8.000 TL, pasaport, vize ve Amerika’ya gitmek için uçak parası gideri olarak 20.000 TL istediği bunun üzerine katılanın toplam 28 000 TL’yi sanık … ve eşi hesabına gönderdiği ancak daha sonra sanık …’e ulaşılamadığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelenmesinde;
Sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz incelenmesinde;
… Madencilik, Danışmanlık Limited şirketinin ortağı ve yetkilisi olan sanığın, katılana, Amerika’dan % 4 faizle kredi alabileceğini söyleyip ikna etmek suretiyle masraflar adı altında katılandan para aldığı, kredi alımına ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı gibi aldığı parayı da geri vermediğinin anlaşılması karşısında, sanığın şirket yöneticisi olarak ve şirket adına hareket etmek suretiyle eylemini gerçekleştirdiğinden, TCK’nın 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Sanık hakkında hapis cezasının yanında tayin edilen para cezasının, hapis cezası ile birlikte ayrım yapılmaksızın 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi gereğince adli para cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden hapis cezası ile birlikte yazılı şekilde para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.