Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/30305 E. 2014/20995 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/30305
KARAR NO : 2014/20995
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, yaralama, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanık …’nin, alkollü bir vaziyette araç kullanırken şehir merkezinde …yolu üzerinde zik zak çizerek trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu ve aynı istikamette seyir eden katılan sanık …’un aracının önüne aracını kırdığı, her iki aracın kırmızı ışıkta durduğu esnada, sanıklar … ve …’nın diğer araçta bulunan katılan sanıklara el kol işareti yapmak suretiyle hakaret etmesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, sanık …’nın araçtan inerek diğer araçta bulunan katılan sanık …’na yumrukla vurduğu, bunun üzerine katılan sanıklar …ve …’ın araçlarından inerek sanık …’yı dövmeye başladıkları, sanık …’nin eline sopa alarak katılan sanık …’a vurduğu, sanık … elinde bıçak olduğu halde, bu sopayı sanık …’nin elinden alarak sanık …’ya vurmaya başladığı, sanık …’ın sopayla …’ya ait aracın camlarını kırdığı, katılan sanık …’unda aynı sopayı kardeşi katılan sanık …’dan alıp sanık …’ya vurduğunun ve bu şekilde atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olarak katılan sanık …’nın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığa atılı suçla korunan hukuki yarar da nazara alındığında; suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan …’nın hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından,
Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde ise;
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanık … müdafii ve atılan sanık …’ın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında yaralama ve hakaret suçlarından verilen beraat hükmü ile sanık … hakkında hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık …’nin üzerine atılı suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmaması ve tarafların karşılıklı hakaret ettikleri anlaşıldığından sanık … hakkında hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık …’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 11.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.