YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15099
KARAR NO : 2014/18381
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, eski eşi olan katılanı borçlu, aynı dosya kapsamında yargılanan; ancak beraat eden …’i de alacaklı olarak gösterip, 18.10.2007 tarihli, 5000 TL bedel içeren ve sahte olduğu tespit edilen senedi oluşturduktan sonra temyiz dışı sanık … ile birlikte, kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile katılan aleyhine icra takibinde bulundukları, yapılan icra takibi kapsamında kendisine gönderilen ödeme emri üzerine hakkında yapılan takipten haberdar olan katılanın, söz konusu senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesini öne sürerek şikayetçi olduğu, yapılan kriminal inceleme neticesinde düzenlenen ekspertiz raporuna göre; söz konusu senet üzerindeki imzanın katılanın el ürünü olmadığının belirlendiği, bu şekilde sanığın, katılan adına sahte senet düzenleyerek temyiz dışı sanık … ile birlikte söz konusu senede istinaden icra takibinde bulunmak suretiyle üzerine atılı olan nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın beyanlarına, ekspertiz raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanığın, temyiz dışı sanık … ile birlikte, katılanın borçlu olarak göründüğü ve katılanın bilgisi dışında gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği sabit olan senede istinaden kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile katılan aleyhine icra takibinde bulunarak kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle haksız menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleştirdikleri iddia olunan eylemlerinden dolayı her iki sanık hakkında cezalandırılmaları talebiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davasının açıldığı, 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu iddianamede anlatılan fiilden ibaret olup; sanık hakkında sadece katılana yönelik eyleminden ötürü kamu davasının açıldığı dikkate alındığında, hakkında beraat kararı verilen …’ e yönelik herhangi bir dolandırıcılık eyleminin anlatılmadığı ve bu nedenle iddianame dışına çıkılmasının mümkün olmadığı, iddianamade tavsifi yapılan ve açıkça katılana yönelik eyleminden dolayı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan açılan dava ile bağlı kalınarak bu suçtan dolayı bir karar verilmesi gerektiği, iddianamedeki sevk ve anlatıma göre, sanığın beraat eden diğer sanık …’e yönelik dolandırıcılık suçundan hakkında açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle bu suçtan yargılama yapıp karar vermek için ayrı bir iddianame tanziminin gerektiği gözetilmeden, dava konusu iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan basit dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.