YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/644
KARAR NO : 2017/1120
KARAR TARİHİ : 06.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı, yazılı kira sözleşmesini kiracı kefili olarak imzalayan davalı ve kiracısı hakkında başlatmış olduğu icra takibi ile 48.971,26 TLkira alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı kefil, süresinde icra takibine yapmış olduğu itirazında, icra mahkemesinin yetkisine, borca ve faize itiraz etmiş; yargılamada, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu yapılmayan 01.07.2013 başlangıç tarihli 3 yıl sureli yazılı kira sözleşmesini davalı müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış bu husus sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenmiştir.
Ne var ki, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nun 583. maddesinde “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatlar veya bu anlama gelen her hangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır” düzenlemesi bulunmaktadır. Davaya konu kira sözleşmesinde ise, bu düzenlemeye uygun bir kefaletin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.