YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10851
KARAR NO : 2017/305
KARAR TARİHİ : 17.01.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.06.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından, duruşmasız olarak temyizi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.01.2017 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacı, 25.06.2013 tarihli dilekçesi ile 17 sayılı parsel 89 m2 ahşap ev cinsli taşınmazda 2/3 pay maliki olup, boşanmış olduğu eşi …’ın 1/3 payını davalıya 03.06.2013 tarihinde satmış olduğunu beyanla önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı vekili, taşınmaz üzerinde 3 katlı beton bina bulunduğunu, zemin ve 1.katın davacıya, dava konusu 2. katın ise davacının eski eşi …’a ait olup öncelikle fiili taksim nedeni ile ayrıca dava dışı …’ın satış için vekalet verdiği kardeşi …’a 65.000 TL borcu bulunduğunu, borca karşılık vekilin daireyi davalı eşi üzerine devir etmiş olup, devrin niteliği gereği önalım hakkının kullanılmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu taşınmazın 1/3 payının … adına kayıtlı iken payının tamamını 31.500,00 TL bedelle davalı …’a sattığı, ancak keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın toplam değerinin 65.701,33 TL olduğunun tespit edildiği, davacının bilirkişinin tespit ettiği bedeli davalıya ödemesi gerektiğinden söz edilerek davanın kabulüne;
17 parselde 1/3 hisse olarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davacının mahkeme veznesine depo ettiği önalım bedeli olan 65.701,33 TL’nin karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Ancak; Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davalı, taşınmazın fiilen paylaşıldığını, davacının kullandığı bağımsız bölüm bulunduğunu, davalının ise payını edindiği paydaşa ait bağımsız bölümü satın aldığını beyanla taşınmazda fiili taksim bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Taşınmazda paydaşlar arasında özel taksim yapılıp yapılmadığı, özel taksim yapılmış ise, davacının ve pay satan paydaşın taşınmazda payına denk gelen bölümü kullanıp kullanmadığı, ayrıca, pay satan paydaşın bölümü kullanması sırasında davacının bu bölümde hak iddia edip etmediği böylece davalının fiili taksim savunması araştırılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Kural olarak kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından davalının taşınmazı resmi senetin üzerindeki bir bedel ile satın aldığı iddiası dinlenemeyeceğinden dava konusu taşınmazdaki payın davalı tarafından satın alınmasına dair resmi senette belirlenen satış bedeli ile alıcı hissesine düşen tapu harç ve masraflarının birlikte depo ettirilerek davalıya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde taşınmazın keşif sonucu belirlenen bedelinin depo ettirilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davalı satıcının kardeşinin eşi olup, 27.03.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin, (3) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya yine 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.