Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2555 E. 2014/18425 K. 10.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2555
KARAR NO : 2014/18425
KARAR TARİHİ : 10.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın asker arkadaşı olan şikayetçiyi telefon ile arayarak … isimli arkadaşının elinde altın olduğunu, üzerinde Arapça yazılar olduğunu, şikayetçinin bilebileceğini söyleyerek yanına çağırdığı, şikayetçinin olay günü İstanbul’dan uçakla Denizli’ye geldiği, sanıkla buluştukları, sanığın yanında kimlik bilgileri tespit edilemeyen … isimli şahsın olduğu, şikayetçinin kiralamış olduğu araç içerisinde altın konusunu görüştükleri, … isimli şahsın şikayetçiye bir tane altın vererek bakmasını söylediği şikayetçinin altının gerçek olduğunu tespit edince sanık ve …’ın altınları 20.000 TL ye satacaklarını belirttikleri ve aralarında anlaştıkları, bunun üzerine şikayetçinin …Bankası Şubesi’nde bulunan hesabından 20.000 TL parayı çekerek sanığa teslim ettiği, birlikte bir ara sokağa gittikleri sanığın şikayetçiye perdeli bir ev göstererek ben evden altınları getireyim diyerek … isimli şahısla birlikte şikayetçinin yanından ayrıldığı, şikayetçinin bir müddet bekledikten sonra eve bakmaya gittiğin de evin kapısının bahçe kapısının da açık olduğunu gördüğü, akabinde karakola şikayette bulunduğu olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
TCK’nın 51/2. maddesinde yer alan “Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.” hükmünün, aynı zamanda etkin pişmanlık başlığı altında TCK’nın 168.maddesi gereğince cezadan indirim sebebi olduğu kanuni bir indirim sebebinin aynı zamanda hapis cezasının infaz edilmiş sayılmasını gerektirecek şekilde erteleme şartı olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeyerek; “etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan” sanık hakkında ertelemenin, şikâyetçinin uğradığı zararın giderilmesi şartına tâbi tutulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.