Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5833 E. 2014/21263 K. 16.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5833
KARAR NO : 2014/21263
KARAR TARİHİ : 16.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının
kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, … Limited Şirketi’nin yetkilisi olduğu ve şirketine ait çekleri suç tarihinden öncesinde kaybettiği, bu kapsamda kayıp ihbarında bulunarak Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinde çek iptali davası açtığı, mahkemece 2004/280 esas, 2005/89 karar sayılı kararı ile suçlamaya konu çek ile ilgili olarak iptal kararı verildiği, sanıkların ise hakkında iptal kararı verilmiş olan suça konu çeki haksız olarak ele geçirip doldurmak suretiyle katılan aleyhinde Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’ nün 2005/3919 esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıkları olayda eylemlerinin resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … adli sicil kaydındaki ilamın tekerrüre esas olması karşısında tebliğnamadeki 2-a nolu görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan mahkûmiyetin kesinleşme tarihi, adli sicil kaydı içeriği ve UYAP sisteminde yer alan kayıtlara göre “15/06/2009” olup; bu tarihin incelemeye konu davaya ilişkin suç tarihinden sonraki bir tarih olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak, sanığın adli sicil kaydındaki Adapazarı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/60 E., 2003/326 K sayılı 12/04/2004 kesinleşme tarihli ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkında kurulan hükümlerde tekerrüre ilişkin bölümün çıkartılarak yerine, “sanığa ait adli sicil kaydına göre, ”Adapazarı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/680 E., 2003/326 K sayılı mahkumiyet kararı nedeniyle, sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” şeklinde yazılması, yine hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.