YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11923
KARAR NO : 2017/1664
KARAR TARİHİ : 13.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, müvekkili belediyenin kamu yararına tahsis edilen hesaplarının haczedilemeyeceğini, takip başlatılabilmesi için öncelikle Belediye tarafından haczi kabil mal gösterilmesi gerektiğini, 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesine aykırılık olduğunu belirterek tüm hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Alacaklı, tarafları ve konusu aynı olan bir dosyanın derdest olduğunu ve kamuya fiilen tahsis hususunun borçlu tarafça ispat edilmesi gerektiğini belirterek şikayetin reddini talep etmiştir.
Mahkemece, aynı mahkemede 2015/1185 E sayılı dosya ile yapılan şikayet başvurusu olduğu ve alacaklının süresi içerisinde derdestlik itirazında bulunduğu gerekçesiyle şikayetin derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
İİK’nun 18. maddesinde, ”Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasını ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir…” düzenlemesi mevcuttur. Her ne kadar İİK’nun 18/3. maddesi gereğince aksine hüküm bulunmayan hallerde duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı icra mahkemesinin takdirine bırakılmış ise de, anılan takdir yetkisi mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre işin duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği durumlarda mahkeme takdir yetkisini duruşma yapmaktan yana kullanmalıdır.
Borçlunun haczedilmezlik şikayeti üzerine alacaklı, vekili İstanbul 2.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/1185 Esas sayılı dosyası ile eldeki dosyanın derdestlik oluşturduğunu beyan etmiş, Mahkemece derdestlik itirazı kabul edilmiş ise de, duruşma açılıp derdestliğe konu İcra Hukuk Mahkemesi dosyası celp edilip tutanağa geçirilmediğinden verilen kararın Yargıtayca denetimi mümkün değilidir. Mahkemece Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde derdestlik itirazı ile ilgili belgeler getirtilerek incelenmesi gerekir. Alacaklı vekilinin 22.11.2016 tarihli borcun ödenmiş olduğundan bahisle konusu kalmayan şikayet hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talepli dileçesi de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın temyiz edene iadesine, 13.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.