YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1871
KARAR NO : 2017/1910
KARAR TARİHİ : 15.02.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapıldığını, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hacze konu mahcuzların borçluya ait olduğunun kesin olarak kanıtlanamadığı, davalı tanıklarının davalı alacaklının çalışanları olması nedeniyle samimi görülmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile mahcuzların davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış, haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunmuştur. Öte yandan, davacı 3.kişi borcun doğum tarihinden sonra 17.12.2012 tarihinde şirket ünvanında değişiklik yaparak faaliyet konusunu değiştirmiştir. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı, bir kısmı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturaların, tanzim tarihinin tekabül ettiği yıllara ait ticari defterlerin 2012 yılı yevmiye defteri dışında kapanış tasdiki yapılmamıştır. Ayrıca, haczin yapıldığı yere ilişkin sunulan kira sözleşmesi adi nitelikte olup sözleşme tarihi de borcun doğumundan sonradır. Bu durumda, davacı 3.kişi tarafından delil olarak sunulan belgeler, istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.2.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.