Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/1643 E. 2017/2236 K. 21.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1643
KARAR NO : 2017/2236
KARAR TARİHİ : 21.02.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, takip dayanağı…. Aile Mahkemesinin 2007/954 Esas 2009//104 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünde ‘ayrıca 300.- TL tedbir nafakası olarak takdir edilen bedelin 450- TL’na karar tarihinden itibaren çıkarılarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine’ ibaresi yer almasına rağmen hüküm bölümünde nafakaya ilişkin hüküm kurulmadığını belirterek takibin ve icra emrinin iptali ile %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararın hüküm kısmında takibe konu nafakaya dayalı bir karar alınmadığı, tavzih kararının icra takibine eklenmediği, tavzih kararının geçerliliğinin dar yetkili icra mahkemesince tartışılamayacağı, ilamın infaz edilecek bölümünün hüküm kısmı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 30. Maddesinde “Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 305. maddesinde; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeden, hükmün tavzihinin ilamın icrasının tamamlanmasına kadar geçecek süre içinde istenebileceği ve verilen tavzih kararının hükmün bir parçası olduğu ve icrasında dikkate alınacağı anlaşılmaktadır. Tavzih kararı ilamın eki hükmündedir. Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere tavzih kararının geçerliliği dar yetkili icra mahkemesince tartışılamaz. Tavzih kararı 09.03.2012 tarihinde alınmış olup takip tarihinden (24.06.2013) öncedir. Tavzih kararı ile ‘‘ … Davacı yararına takdir edilen aylık 300,00 TL nafakanın karar tarihi olan 25.02.2009 tarihinden itibaren aylık 450,00 TL’ye çıkartılarak aydan aya davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, karar kesinleştiğinde nafakanın yoksulluk nafakası olarak devamına, fazlaya dair istemin reddine…’’ şeklinde hüküm tesis edildiğinden tavzih hükmü doğrultusunda şikayetin incelenip sonuçlandırılması gerekirken aksine yazılı düşünce ile hüküm tesisi doğru değildir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.