YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8445
KARAR NO : 2017/2144
KARAR TARİHİ : 20.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 215 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın zemin kat üzerindeki 1. ve 2. katlarının vekil edenleri tarafından yapıldığını açıklayarak, mülkiyetinin vekil edenlerine ait olduğunun tespitine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalılar vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesine ilişkin dava sonuçlandığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; eldeki davanın davalıları … ve … tarafından …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/66 Esas sayılı dosyası ile tespit davasına konu edilen muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmaz hakkında satış suretiyle ortaklığın giderilmesine ilişkin dava açıldığı, muhdesatın tespiti davası açılması için verilen sürede dava açılmadığından, muhdesat tespiti davasının bekletici mesele yapılmadığı ve 215 ada 8 parsel ve üzerindeki yapının satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verildiği, hükmün eldeki davanın davacıları … ve … tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Bu tür davaların (muhdesat tespiti) ön koşullarından biri az yukarıda açıklandığı üzere derdest ortaklığın giderilmesi davasının bulunmasıdır. Yargıtay’ın ve Dairemizin uygulamaları ile birlikte usul ekonomisi de göz önünde bulundurulduğunda, taşınmaz hakkındaki ortaklığın giderilmesine ilişkin dava derdest olduğu sürece muhdesatın tespiti davası her zaman açılabilir ve görülebilir. Bu durumda, temyize konu dava dosyasının açıldığı ve karara bağlandığı tarih itibariyle … Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan 2015/66 Esas, 2015/335 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davası derdest olup, henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından, yürütülmekte olan muhdesatın tespiti davasının takibinde davacıların güncel hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir.
O halde Mahkemece, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri; iddia ve savunma ile birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.