Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5686 E. 2014/21289 K. 16.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5686
KARAR NO : 2014/21289
KARAR TARİHİ : 16.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin,güvenilirliğini sağlamak amacıyla,bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir. Ticaret şirketleri,aynı yasanın 124. maddesinde, Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir.
Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’nün … İnşaat Limited Şirketinin sahibi olduğu, sanık …’nün ise …’nün resmi nikahlı eşi ve … İnşaat Limited Şirketin ortağı olduğu, sanık …’in katılanla yazılı sözleşme yaparak … Mahallesi 99109-8 pafta, 167 ada, 13-14-17 parselde yapacağı inşaattan zemin hariç 6. Kattaki dubleks daireyi satma konusunda anlaştığı ancak sanığın … Noterliğinin 09/09/2005 tarih 19924 yevmiye nolu satış vaadi sözleşmesi ile aralarındaki yazılı sözleşmeden farklı olarak … ilçesi … mevkiinde bulunan 99109L pafta,166 ada,16 parselde kayıtlı arazi üzerine yapacağı inşaattan zemin hariç 6. katındaki dubleks daireyi 80.000TL karşılığında katılana satmayı taahhüt ettiği, karşılığında katılandan 20.000,00 TL nakit aldığı, katılanın 16.800,00 TL yi ise verdiği senetler karşılığında ödediği bu şekilde 36.800,00 TL ödeme yaptığı, sanık …’in 09/09/2005 tarihinde yani daireyi noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile katılana satmayı vaad ettiği gün söz konusu arsayı diğer sanık …’nün ortağı olduğu …İnşaat Limited Şirketine … Noterliğinin 19371 yevmiye nolu satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile devretmiş olduğu, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile yapılan yazışma sonunda sanığın katılana satmayı vaad ettiği arsaların her ikisi üzerinde 1987 yılında verilen kararla zemin hariç 4 kata inşaata izin verildiği, bu durumun Atakum Belediyesi’nce sanık …’e de yazılı olarak bildirildiği, tacir olan sanık …’in aslında inşaası dahi mümkün olmayan 6.kat dubleks daireyi yetkilisi olduğu …inşaat adına katılana satma konusunda hileli hareketlerle inandırıp parasını alıp dolandırdığı diğer sanık …’ün de ona iştirak ettiği iddia olunan somut olayda; sanık …’in katılana imar izni bulunmaması nedeni ile 6. kat inşaatı yapılamayacağını bildiği arsada yapılacağını vaad ettiği apartmanın 6. kat dubleks dairesini satmayı vaad edip anlaşma yaparak katılandan toplam 36.800TL aldığının sabit olduğu, diğer sanık Nigün’ün ise bu arsada kat karşılığı inşaat yapımı konusunda sanık … ile sözleşme yapması konusunda sanık Nigün’ün katılanı dolandırma kastını taşıdığı yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı oluş ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş, sanık … bakımından eylemin hukuki ihtilaf olduğundan bahisle bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın ve sanık …’in temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 16/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.