YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5697
KARAR NO : 2014/21432
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, temyiz talebinin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Temyiz talebinin reddine dair ek karara yönelik Tapu sicil Müdürlüğü vekilinin yaptığı temyiz istemine ilişkin incelemede;
Şikayetçi Tapu Sicil Müdürlüğü’nün suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle temyiz isteminin reddine dair 03/01/2013 tarih ve 2012/168 Esas – 2012/458 Karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik şikayetçi vekilinin temyiz itirazının reddiyle, anılan ek kararın ONANMASINA,
2- Sanık … hakında verilen mahkumiyet kararı ile … hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan temyiz talebine ilişkin incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi de, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’in, 22.11.2006 tarihinde … İlçesi …. mıntıka 1210 ada 28 nolu parselde kayıtlı taşınmazı satın aldığı, Turgutlu Tapu Sicil Müdürlüğünde aynı tarihte 10980 yevmiye no’lu resmi senedin düzenlendiği, bu senedin ön yüzüne katılanın fotoğrafının yapıştırılarak imzasının alındığı, senedin arka yüzüne alıcının (yani katılan …’in) kimlik bilgilerinin yazılması gerektiği, Tapu Sicil Müdürlüğü’nde görevli …’ın …’in daha evvel Tapu Sicil Müdürlüğü’nde işlem yapıp yapmadığı ve kimlik bilgilerinin bilgisayarda kayıtlı olup olmadığını kontrol ederken aynı isme sahip 1975 doğumlu sanık …’in kimlik bilgilerini bulduğu, doğum tarihindeki farklılığı görmeyerek tapuda işlem yapan katılan 1955 doğumlu …’e ait kimlik bilgileri olduğu zannıyla kopyala yapıştır metodu ile resmi senedin arkasına 1975 doğumlu sanık …’e ait kimlik bilgilerine geçtiği, bu şekilde tapu görevlisinin ihmal ve hatası ile kayıtlarda fotoğrafın katılana, kimlik bilgilerinin ise sanığa ait olan yanlış bir tapu kaydının geçtiği, bu arada sanık …’in bir borcu sebebiyle icra takibine maruz kaldığı, alacaklı vekilinin sanık adına mal varlığını araştırdığında zuhulen 1975 doğumlu sanık … adına tapuya geçirilmiş 1210 ada 28 parseldeki taşınmaza rastladığı ve haciz işlemlerine başladığı, bu durumdan sanık …’i de haberdar ettiği, sanığın, Tapu Sicil Müdürlüğü’ne giderek gerçekte kendisine ait olmayan bir arsanın kendi kimlik bilgileri ile kayıtlı olduğunu tespit ettiği ve tapu senedini kaybettiğinden bahisle 06.01.2009 tarihinde yeni bir tapu senedini aldığı, sanık …’in icra takibine ilişkin borcu ödeyerek tapunun üzerine konulan hacizleri 03.02.2009 tarihinde kaldırdığı ve 05.02.2009 tarih ve 1501 yevmiye no’lu senet ile … lehine 60.000 TL bedelle 1. derecede ipotek tesis ve tescili yaptırdığı, 05.02.2009 tarihli 50.000 TL’lik her iki sanığın borçlu olarak imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden, sanık …’nin, bankadan 05.02.2009 tarihinde 30.000 TL kredi çektiği, daha sonra bu taşınmazı üzerindeki ipotekten doğmuş ve doğacak hukuki vecibeleri ile birlikte 25.02.2009 tarih ve 2571 yevmiye no’lu işlem ile annesi …’e devrettiği, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle sanıklar Raziye ve Hüseyin ile kefillerine hitaben … tarafından 15.04.2010 tarihinde ihtarname çekildiği, bilahare durumu öğrenen katılanın şikayette bulunup tapu iptali ve adına tescili için Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtığı somut olayda;
Tapudaki hatalı işlemi yapan memur … ve diğer memurlar …, … ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davasının açıldığının ve bu davanın Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2009/1487 Esas numarasında görüldüğünün anlaşılması karşısında; bahsi geçen davanın akibetinin araştırılarak karara bağlanmaması halinde incelemeye konu dosya ile fiili ve hukuki irtibatı bulunması nedeniyle birleştirme kararı verilmesi, karar bağlandığı takdirde ise dosyanın onaylı suretlerinin temin edilmesi suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili, katılan … vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.