Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5878 E. 2014/21425 K. 17.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5878
KARAR NO : 2014/21425
KARAR TARİHİ : 17.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan yakınan bankanın, 5271 sayılı CMK’nın 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, Kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa,dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Temyiz dışı sanık …’in şekerleme iş yerinin sahibi olduğu, sanık …’ın ise sanık …’in oğlu olup, işyerinin yetkili temsilcisi olduğu, ekonomik sıkıntı yaşamaları nedeniyle 25/11/2005 tanzim tarihli 25/01/2006 ödeme günlü 2.700 TL meblağlı borçlusu… Ticaret, 30/11/2005 tanzim tarihli 25/03/2006 ödeme günlü 3.800 TL meblağlı, borçlusu …Ticaret, 30/11/2005 tanzim tarihli 25/01/2006 ödeme günlü 3.500 TL meblağlı borçlusu … Ticaret, 05/12/2005 tanzim tarihli 25/03/2006 ödeme günlü 4.500 TL meblağlı borçlusu …Ticaret, 30/11/2005 tanzim tarihli 25/02/2006 ödeme günlü 3.500 TL meblağlı borçlusu … Ticaret, 20/11/2005 tanzim tarihli 21/01/2006 ödeme günlü 5.000 TL meblağlı borçlusu… Ticaret, 20/11/2005 tanzim tarihli 25/02/2006 ödeme günlü 6.000 TL meblağlı borçlusu… Ticaret, 20/11/2005 tanzim tarihli 25/03/2006 ödeme günlü 5.000 TL meblağlı borçlusu… Ticaret, 25/11/2005 tanzim tarihli 25/03/2006 ödeme günlü 3.700 TL meblağlı borçlusu …Ticaret, 25/11/2005 tanzim tarihli 25/02/2006 ödeme günlü 3.300 TL meblağlı borçlusu …Ticaret olan alacaklısı ise … Şekerleme olarak gösterilen sanal sahte senetleri şikayetçi … Katılım Bankası’ndan kredi çekebilmek için eylemlerini teselsül edecek bir biçimde birlikte düzenledikleri, Erzurum ve Adana Ticaret Sicil Memurluğundan gelen cevabi yazılarda ve zabıta araştırmalarında … , …, ,… Ticaret ünvanlı iş yerlerinin kayıtlı olmadıklarının saptandığı, sanıkların sahte olarak düzenledikleri 10 adet sahte senedi şikayetçi bankaya kredi alabilmeki için teslim ettikleri akabinde şikayetçi bankada 27.06.2005 tarihinde 150.000TL tutarında genel kredi sözleşmesi düzenledikleri, sözleşmede asıl borçlu sanık …’in olduğu, sanıkların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladıkları ve 150.000 TL parayı şikayetçi bankadan çektikleri ve sahteliğe konu belgeleri şikayetçi bankaya borç ilişkisi doğmadan önce teslim ettikleri, sanık …’ın bu eylemiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Sanık savunması, şikayet dilekçesi, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın, katılan banka ile 27.06.2005 tarihinde genel kredi sözleşmesi yaptığı, sanığın düzenlemiş olduğu sahte senetleri bankaya 20.12.2005 tarihinde ibraz ettiği, bankaca 16.03.2006 tarihinde kredinin kullandırıldığı, katılan bankanın 02.02.2009 tarihli 2006/12196 sayılı yazısında, suça konu senetlerin bankaya kredi sözleşmesinden önce teslim edildiğinin, teminat alınmadan kredi kullandırmadıklarının belirtilmesi karşısında, sanığın eyleminin atılı dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden; mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.