YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5976
KARAR NO : 2014/18497
KARAR TARİHİ : 11.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Oturumlara katılarak şikayetçi olduklarını belirten suçtan zarar gören… Doğarlar Mob. San. İml. Enrj. Ür. San. ve Tic. A.Ş vekilinin kamu davasına katılmak isteyip istemediği sorulmadan karar verilmiş ise de; temyiz isteminin katılma iradesini de içerdiği gözetilerek suçtan zarar gören müşteki şirketin 5271 sayılı CMK’nın 237/2. madde ve fıkrası uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu Madde 14’te, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. “denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin,kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir.Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır.Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır.Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır.Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için,Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir.Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılan şirketin, 2006 yılında sanıklara ait … Ev Mobilyaları Ltd. şirketi ile beş yıl süre ile bayilik sözleşmesi yaptığı, sanıkların katılan şirketten aldıkları mallar karşılığı verdikleri beş adet çekin rızaları dışında ellerinden çıktıklarını belirterek Ordu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurup çeklerin iptalini talep ettikleri, bu talep üzerine Ordu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/74 esas ve 2009/196 esas sayılı dava dosyalarında ödemeden men yasağı kararlarının verildiği, sanıkların bu şekilde kasıtlı olarak kendilerinin düzenleyip verdikleri çeklerin boş çek olarak kaybolduğunu iddia ederek ödemeden men yasağı kararının verilmesini sağlamak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda, suça konu çek yapraklarından bir tanesindeki imzanın sanık …’e, diğer 5 adet çek yapraklarındaki imzaların ise sanık …’a ait olduğunun sanıklar tarafından kabul edildiği, sanıkların savunmalarında kendi şirket kayıtlarında suça konu çeklerin gidişini bulamamaları, katılan şirkete verip vermedikleri sorduklarında ise şirket yetkililerinin ellerinde olmadığını söylemeleri üzerine, hukuk mahkemesinde tedbir amaçlı çeklerin iptali için başvurduklarını, çeklerin müşteki şirket elinde olduğunu öğrenince de davalardan vazgeçtiklerini belirtmeleri, savunmaları doğrulayan Ordu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/74 esas ve 2009/196 esas sayılı dava dosyaları karşısında, suç kastı ile hareket etmedikleri, hile unsurunun gerçekleşmediği, anlaşmazlığın hukuki ihtilaftan ibaret olduğundan suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.