Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/4955 E. 2017/281 K. 19.01.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4955
KARAR NO : 2017/281
KARAR TARİHİ : 19.01.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalı bankanın müvekkili aleyhine kredi kartı üyelik ve kredi sözleşmesinden doğan borçtan dolayı icra takibi yaptığını, sözleşmeyi müvekkilinin imzalamasına rağmen sözleşmeye ve takibe konu kredi kartının müvekkiline teslim edilmediğini, kredi kartının müvekkili tarafından kullanılmadığını ileri sürerek, icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından haksız olarak tahsil edilen miktarın davalıdan istirdatına, takipte kötüniyetli olan davalının % 40’tan aşağı olmak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıyla banka arasında imzalanan kredi kartı sözleşmesine istinaden düzenlenen kredi kartının davacıya teslim edildiğini borcun zamanında ödenmemesi üzerine icra takibinin yapıldığını, davacının davasının haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacının % 40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve alının bilirkişi raporu doğrultusunda, icra takibine konu kredi kartının teslim edildiğine dair belgedeki imzanın davacıya ait olmadığı, kredi kartının davacıya teslimine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulamadığından davacının takibe konu borçtan dolayı sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davacının İskenderun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/4934 sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takip dosyasına davacı tarafından yatırılmış ancak davalılar tarafından çekilmemiş para bulunması halinde davacıya iadesine, davalılar tarafından tahsil edilen miktara temerrüt faiz işletilmesine, davacının kötüniyet tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tazminata ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi uyarınca dava konusu taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Dava borçlu bulunulmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece menfi tespit şeklinde hüküm kurulmuş ise de istirdat istemine ilişkin davalı tarafından davacıdan tahsil edilmiş herhangi bir paranın bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalı tarafından davacıdan istenebilecek bir paranın bulunması halinde ise paranın tahsil edildiği tarihler açıkça tespit edilerek istirdata konu paranın iadesi ve temerrüt faizi konusunda infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin icra inkar tazminatı istemine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 19/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.