YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5776
KARAR NO : 2014/21405
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; şikayetçi …’un, Antalya Öğretmenevinde muhasebe elemanı olarak görev yaptığı, sanık … ile 2006 yılı Mayıs ayında öğretmenevi yöneticisi … vasıtası ile tanıştığı, sanığın, kendisinin Başbakanlık Baş Danışmanı Müsteşar Yardımcısı olarak tanıtıp isminin … olduğunu, … ve müştekiye söylediğini, sonrasında bu şikayetçi ile sanığın değişik zaman ve yerlerde görüştükleri, sanığın şikayetçi …’e “seni Antalya Büyükşehir Belediyesinde Bilgi işlem şefi olarak işe yerleştireceğim” diyerek iş başvuru formu, 129.-TL parayı aldığı, sanığın daha sonra müşteki …’den ofis mağazalarında çalıştığına dair belge gerektiğini, bunun içn 1.000 TL daha vermesi gerektiğini söyleyerek bu parayı da aldığını, şikayetçi …’den …’ye gitmek için araba kiralamasını istediği, …’in kiraladığı araç ile …’ye oradan da …’ya gittikleri, şikayetçi …’in iş başvurularının sonucunu beklediği sırada, sanığın …’i arayarak Antalya Büyükşehir Belediyesi personel müdürünün Yalova’ya geleceğini onunla tanıştıracağını söyleyerek, …’ya davet ettiğini, şikayetçi …’in …’ya gittiğinde Alman vatandaşı şikayetçi …’ı arayan sanığın 2004 yılı Şubat Mart ayında 12.600.-Euro değerindeki alışverişi nedeniyle 5.475,02 Euro vergi borcu çıktığını, bu miktar parayı … adına Western Union Post Bank aracılığıyla havale etmesini istediği, müşteki …’ın iki seferde 5.471,46 Euro parayı … adına havale ettiği, sanığın …’da misafir ettiği …’u gelen havalelerin Devlet Memuru olması nedeniyle sorun yaratabileceğini söyleyerek, havaleleri müşteki …’in adına gönderttiğini belirtip ikna ederek, Orhan Gazi … müdürlüğüne götürüp gönderilen havaleleri çektirip aldığı ve mal edindiği, müşteki …’ın emniyet müdürlüğüne gönderdiği mektup üzerine başlatılan soruşturmada …’un alınan beyanlarıyla olayların ortaya çıktığı, sanığın bu şekilde her iki şikayetçiye karşı hileli hareketlerde bulunup onlardan menfaat temin etmek suretiyle iki kez dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında şikayetçilerden değişik tarihlerde birden fazla kez menfaat temin etmesi karşısında hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.