Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6300 E. 2014/21788 K. 22.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6300
KARAR NO : 2014/21788
KARAR TARİHİ : 22.12.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’un katılana ait …model aracını sanıklardan …’ın aracılık yapması sonucunda …’ın aracı ile takas ettirip, sonrasında da bu aracın arızalı olduğu gerekçesi ile katılandan alarak, tanık …’nun ortağı ve patronu olan …’e satmasına rağmen parasını katılana vermeyerek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 243. maddesindeki, “Katılan, vazgeçerse katılma hükümsüz kalır” biçimindeki düzenleme ile istikrarlı olarak sürdürülen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Daireleri uygulamalarına göre; soruşturma aşamasındaki şikâyetten vazgeçme sonradan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılmaya engel değil ise de, kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi halinde davaya katılma olanağı kalmayacağından ve katılma kararı verilmişse bu hükümsüz kalacağından, somut olayın bu bilgiler ışığında değerlendirilmesi gerekirse; şikâyetçinin 10.12.2009 tarihli oturumda şikâyetçi olmadığını beyan etmesi üzerine verilen usulsüz katılma kararının şikâyetçi vekiline temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar …, … ve … haklarında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’un aşamalardaki tüm savunmalarında, katılanın takas ettiği … marka aracı katılanla birlikte sattıklarını ve parasını da katılanın aldığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi, aracın satıldığı galerinin ortağı olan tanık …’nun da bu savunmayı doğrular nitelikte beyanlarda bulunması, yine ilk takas işleminde bizzat katılanın imzasının olması ve 4.000,00 TL’nin sanık … tarafından alındığına dair delil bulunmaması; öte yandan sanık …’in ifadelerinde, galeriye bıraktığı aracın katılan tarafından satın alındığını, ancak sanık … ile katılanın ciro ederek verdikleri senetlerin ödenmediğini, daha sonra sanık …’un 1.300,00 TL para ödediğini belirtmesi, yine sanık …’ın galerici olması nedeniyle adının olaya karıştığını, herhangi bir suça iştirak etmediğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesine dayanılarak verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.