YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9325
KARAR NO : 2017/1443
KARAR TARİHİ : 27.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.12.2011 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava konusu 48,153 ve 112 parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve hisselerinin davalıların murislerince noter satış vaadi sözleşmesiyle davacıya satışının vaad edildiğini, bedelin ödendiğini, tapuda tescil yapılmadığını ileri sürüp satış vaadinde bulunanların mirasçılarına intikal eden hisselerin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalı … hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeniyle bu davalı yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 26.11.2014 tarihli, 2014/7964-13440 sayılı ilamı ile taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonucu mahkemece davanın kabulüne, bir kısım davalılar yönünden ilk karar temyiz edilmediğinden hükmün kesinleştiği gerekçesiyle bunlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hükmün bir kısım davalılar yönünden kesinleşmiş olduğundan bahisle “diğer davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.