YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3478
KARAR NO : 2017/2980
KARAR TARİHİ : 06.03.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 18.11.2013 tarihinde haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczedilen malların müvekkiline aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu malların 06/12/2013 tarihinde fatura ile …Metal Hurdacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi’ne satıldığını, bundan dolayı davacının dava açma yetksinin bulunmadığını, davacı tarafından sunulan faturalarda mahcuzların bedellerinin düşük gösterildiğini, sadece bu nedenle dahi faturanın gerçeğe aykırı şekilde hacizleri engellemek amacı ile usulen düzenlendiğinin anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davaya konu haczin borcun dayanağı olan senette yazılı adreste yapıldığı, haciz sırasında borçlu şirkete ait bazı belgelerin bulunduğu, haciz yapılan adreste borçlu şirketin de daha önce faaliyet gösterdiği, hatta vergi dairesinde borçlu şirketin adresinin halen haciz yapılan adres olarak kayıtlı olduğu, davalı tanığının beyanına göre, haciz sırasında borçlu şirketin tabelasının dahi mevcut olduğu, mülkiyet karinesinin davalı borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, mülkiyet karinesinin aksinin güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği, davacının sunduğu kira sözleşmesi, faaliyet belgesi ve vergi levhasının borcun doğumundan ve hatta takip tarihinden sonra düzenlendiği üç adet faturanın ikisinin borçlu şirket tarafından düzenlenmiş olduğu, her üç faturanın da borcun doğumundan ve icra takip tarihinden sonra düzenlenmiş oldukları, ibraz edilen faturaların, hangi mallara ilişkin olduğuna dair ayırt edici özellikleri de içermediği, yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edilemediği, haciz adresinde daha önce borçlu şirketin faaliyet göstermiş olması nedeniyle davacı ve borçlu şirket arasında örtülü işyeri devrinin bulunduğu, ayrıca teminat karşılığında takibin ertelenmesi kararının bulunduğu, talik kararı üzerine teminatın da depo edilerek takibin haczedilen mallar yönünden ertelendiği gerekçesiyle davanın reddine, davalı yararına takdir olunan 2.000,00.-TL tutarındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3. kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı 3. kişi vekilinin aşağıdaki hususlar dışında kalan yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- İİK’nun 97/13. maddesi gereğince; istihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.
Buradaki tazminat esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra takibin ya da satışın ertelenmesi kararının bulunması, bu kararın infaz edilmiş olması, aynı zamanda alacaklının tazminata ilişkin talebinin de bulunması gerekir. Somut olayda takibin talikine karar verilmiş ve bu karar infaz edilmiş ise de, alacaklının gerek cevap dilekçesinde, gerekse yargılama sırasındaki beyanlarında, tazminat talebi bulunmamaktadır. Bu nedenle somut olayda alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan tüm koşulların gerçekleşmediği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine (2) numaralı bentte açılanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.