Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/1957 E. 2017/5456 K. 30.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1957
KARAR NO : 2017/5456
KARAR TARİHİ : 30.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 06.04.2010-01.11.2010 tarihleri arasında aylık 5.000 TL ücretle fabrika müdürü olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ücret alacağı ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalının işyerinin tüm faaliyetlerini durdurması nedeniyle işten ayrıldığını, davacının işyerinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, alacaklarının imza karşılığı banka aracılığı ile ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 28/04/2014 tarih ve 2014/618 Esas, 2014/9242 Karar sayılı ilamıyla “1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- …Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
…Somut olayda davacı fabrika müdürü ve ücretinin aylık net 5.000 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacı tanığının ücret miktarı konusunda beyanı yoktur. Davalı davacının formen olarak çalıştığını ve ücretinin 1500,00 TL olduğunu savunmuştur. Davalı tanıkları davacının şef olarak çalıştığını 1500,00 TL ücret aldığını beyan etmişlerdir. Mahkemece davacının 5000,00 TL ücret aldığı kabul edilmiştir.
Davacının görevi ve ücretin miktarı taraflar arasında tartışmalı olduğundan davacının görevinin ne olduğu tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, gerekirse 19.10.2010 tarihli belge üzerinde imza incelemesi yapılmalı, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının aylık ücreti belirlenip işçilik alacakları bu ücrete göre hesaplattırılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı ihtilaflıdır.
Mahkemenin ilk kararı davacı vekilinin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesi’nin 28/04/2014 tarih ve 2014/618 Esas, 2014/9242 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili “ihbar tazminatı alacak talebini ıslah” ederek bu talebini artırmış, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra “ihbar tazminatı alacak talebini ıslah” ederek yaptığı talep artırımına değer verilerek alınan ek rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerini ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra “ihbar tazminatı alacağı talebini ıslah” ederek yaptığı talep artırımına değer verilerek alınan ek rapor doğrultusunda karar verilmesi, HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmü ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK” karşısında isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.