Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/1866 E. 2017/5446 K. 30.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1866
KARAR NO : 2017/5446
KARAR TARİHİ : 30.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 30.11.2003-06.04.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, en son ücretinin aylık 1.275.00 TL olmasına rağmen resmi kayıtlarda asgari ücret olarak gösterildiğini, öğle yemeklerinin işverene ait olduğunu, 02.04.2010 tarihinde noter kanalıyla çekilen ihtarname ile fazla çalışma ücreti ile SGK primlerinin aldığı gerçek ücret üzerinden ödenmesini talep ettiğini, işveren yetkilisi ile yaptığı görüşmede bu taleplerinin karşılamayacağını, mevcut şeklide çalışmak istemesi halinde çalışmaya devam edebileceğinin, aksi halde kendisi ile çalışamayacaklarının beyan edilmesi üzerine davacının 06.04.2010 tarihinde iş yerinden ayrıldığını, işveren tarafından kendisine verilen bir haftalık düşünme süresi içinde ise davalı işverenin hakkında devamsızlık tutanakları tutarak 14.04.2010 tarihinde ihtarname çektiğini ve davacıyı iş sözleşmesini feshetme, ihbar tazminatı ödememek tehdidi ile yıldırmaya çalıştığını, bunun üzerine davacının işverenin İş Kanunun 24. maddesindeki düzenlemede sayılan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan davranışları nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 10.11.2004 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, 31.08.2005 tarihinde kişisel sebepler ileri sürerek işten ayrıldığını, 23.12.2005 tarihinde tekrar işe başladığını, davacının masa başında gelen müşteriye ve telefonla arayan müşterilere bilgisayar pazarlayan bir eleman olduğunu, işe başladığından beri asgari ücretle çalıştığını, öğle yemeğinin karşılandığını, davacının talebi ile kendisine 06.04.2010-07.04.2010 tarihlerinde izin verildiğini, ancak davacının bu tarihten sonra izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğini,bu durumun tutanak altına alındığını, daha önceden anlaştığı bir şirkette işe başlamak için mizansen kurguladığını, çalıştığı süre içinde iş disiplinine uymamayı alışkanlık haline getirmesine rağmen iş akdinin feshedilmediğini ve sürekli uyarı yoluna gidildiğini, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, yıllık izinlerini tam kullandığını, fazla çalışmasının bulunmadığını ve çalışması karşılığında bayram ve genel tatil ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemenin ilk kararı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18/11/2013 tarih ve 2013/13433 Esas, 2013/19533 Karar sayılı ilamıyla “1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-… Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

…Somut olayda; davacı en son aylık net 1.275,00 TL ücret aldığını bildirmiş, davalı ise davacının asgari ücret üzerinden çalıştığını savunmuştur. Davacıya ait ücret bordrolarında davacının aylık ücreti asgari ücret üzerinden gösterilmiştir. Davacı tanığı 2006 yılı Kasım ayında işten ayrıldığını, davacı ile birlikte satış temsilciliği yaptıklarını, maaş + yapılan satışa göre her ay prim aldıklarını, işten ayrıldığında maaşının 1000,00TL olduğunu,davacının da kendisi ile aynı ücreti aldığını, davalı tanıkları ise davacının telefonlara baktığını, pazarlamacılık yaptığını ve işyerinde asgari ücret üzerinden ücret ödemesi yapıldığını beyan etmişlerdir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu işçilik alacakları asgari ücret ile aylık net 1275 .00 TL üzerinden 2 seçenekli olarak hesaplanmış, Mahkemece davacı iddiası kabul edilerek aylık net 1,275.00 TL üzerinden yapılan hesaplamalara göre hüküm kurulmuştur.
Yapılacak iş, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikle ilgili meslek odasından emsal ücret araştırılarak ücret+prim üzerinden çalışan satış temsilcisinin alabileceği aylık ücret miktarını tespit etmek, belirlenen ücrete göre işçilik alacakları hesaplattırılmak suretiyle çıkacak sonuca göre karar vermektir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Gerekçeli kararda dava tarihinin 14/05/2010 tarihi yerine 26/02/2014 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Dosyada mevcut bilgi ve belgeler, davalı vekilinin temyiz dilekçesindeki açıklamaları ile UYAP üzerinden yapılan araştırma neticesinde, davacının davalı işverene ait işyerinde geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespiti ile gerçek ücretinin tespiti bakımından İstanbul 2. İş Mahkemesi’nin 2010/480 Esas sayılı dosyasında görülen davasının bulunduğu, bu davada verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 27/10/2016 tarih, 2015/17011 Esas ve 2016/13270 Karar sayılı ilamı ile “Somut olayda, davacının asgari ücret aldığını gösteren ve kendi imzasını taşıyan ücret bordrolarının bulunduğu, daha yüksek ücret aldığına ilişkin tanık beyanı, emsal ücret araştırması dışında ve imzalı ücret bordrolarının aksini kanıtlayan eşdeğer yazılı bir delilin dosyada bulunmadığı anlaşıldığından ücret tespiti hakkında verilen red kararı yerinde ise de…” denilmek suretiyle hizmet süresi bakımından bozulduğu, bozma içeriğine göre davacı işçinin davalı işyerinde asgari ücret ile çalıştığı hususunda davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşılmakla, davacının davalı işyerinde asgari ücret ile çalıştığının kabulü ile tüm hesaplamaların buna göre yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.