Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/5071 E. 2017/4025 K. 21.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5071
KARAR NO : 2017/4025
KARAR TARİHİ : 21.03.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili; mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesi ile borçluya satılmış olan … plaka sayılı araç üzerine haciz konulduğunu, davalı …’ın aracı müvekkilinden satın aldığını, peşinatı ödediğini, ancak ödemesi gereken 8 adet 1.160TL taksit toplamı 9.280 TL’nı ödemediğini belirterek araç üzerindeki haczin kaldırılmasın, davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu …’ın alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile muvazaalı işlem yaptığını, satışa ilişkin son senet günü geçmesine rağmen davacının alacağını tahsil etmek amacı ile hukuki işleme başvurmadığını, …arasında muvazaalı işlem olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı vekilince aracın bedelinin ödenmemesi nedeni ile fesih hakkının kullanıldığının iddia ve ispat edilememesi nedeni ile satış sözleşmesinin geçerliliğini koruduğu, yapılan haciz işleminde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. maddesine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Taşınır malın mülkiyetinin devrini öngören mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin TMK 764. maddesi gereğince, noterde resmi şekilde yapılması ve alıcının yerleşim yeri noterliğinin özel siciline tescili gerekmektedir. Mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin geçerli olması için bu iki koşulun da birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Somut olayda, davacı 3.kişi satıcının sunduğu mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin, … Noterliği’nce düzenlendiği, …. Noterliği’nce özel sicile tescil edildiği anlaşılmakla, belirtilen iki koşulu da taşımakta olup geçerli bir sözleşmedir.
Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi genel olarak, alıcıya teslim edilmiş olmasına rağmen, satılan şeyin mülkiyetini, belli bir şartın gerçekleşmesine kadar alıcıda saklı tutan bir sözleşme türü olup, taşınırlarda mülkiyetin intikalinin teslimle gerçekleşeceği kuralının bir istisnasıdır.
Mülkiyeti muhafaza kaydı ile alınan aracın trafik kaydına, alıcının alacaklısı tarafından haciz konulması halinde, satıcının istihkak iddiasında bulunma hakkı vardır. Davalı alacaklı tarafından, satışa ilişkin son senet günü geçmesine rağmen, davacı 3. kişi satıcının alacağını tahsil etmek amacı ile hukuki işleme başvurmadığından bahisle, davacı 3.kişi satıcının sunduğu mülkiyeti saklı tutma sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddia edilmişse de, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre muvazaayı ispat edecek bir delil bulunmadığı gibi taksitlerin tamamı ödenmediğinden mülkiyetin borçluya intikali de gerçekleşmemiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgulara göre, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.