Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/11138 E. 2017/4227 K. 20.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11138
KARAR NO : 2017/4227
KARAR TARİHİ : 20.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 02/10/1998-15/06/2010 tarihleri arasında terzi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız şekilde fesh edildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı taraf yargılama sırasındaki beyanlarında davacının kendilerinde 2 ay dahi çalışması olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2013/22683 E. 2014/3410 K. ve 10.02.2014 tarihli ilamı ile davacının hizmet süresiyle ilgili araştırmaya yönelik olarak karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulup bir kısım Ticaret Sicil kayıtları temin edildikten sonra bilirkişiden ek rapor alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemenin ilk kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2013/22683 E. 2014/3410 K. ve 10.02.2014 tarihli ilamı ile ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili davasını ıslah edip talep miktarını arttırmış ve Mahkemece bu ıslaha değer verilerek sonuca gidilmiştir.

Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu’ nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’ nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra yaptığı ıslaha değer verilerek karar verilmesi HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmü ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK” karşısında isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Mahkemece davacının davalı nezdinde 02/10/1998-15/06/2010 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmiştir.
Hizmet döküm cetveline göre davacının 27/04/2005-15/06/2010 tarihleri arasında çalışma kaydı olduğu, 2010 yılında kısa bir dönem davalıda öncesinde ise farklı işverenlerde çalışması bulunduğu görülmüştür.
Davacı adına çalışma bildiren dava dışı 2 farklı işveren arasında organik bağ olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan tanık beyanlarından bu işverenler ile davalı arasında da organik bağ olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalı işverenin Ticaret Sicil kayıtlarına göre ana sözleşmesi 2010 yılında da tescil edilmiş olup bu davalı ile diğer işverenler arasında adres, ortaklık yapısı vb. organik bağa dair somut delile rastlanmamıştır.
Mahkemece hizmet süresi yazılı şekilde kabul edilmiş ise de bu sonuca ulaşmada açıklandığı üzere dosya kapsamı yeterli değildir. Davacı adına çalışma bildiren iki farklı firma ile davalı arasında bir bağ olup olmadığı saptanmalı, davacı ile tanıkların bu işverenlerle ilgili beyanları alınıp gerekli görülürse davacı tanığı …’un sonuçlandığı belirtilen dava dosyası da hizmet süresi yönünden incelenerek ve davalı şirketle isim benzerliği olan firmanın kayıtları da karıştırılmadan davacının hizmet süresi belirlenmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile hizmet süresinin tespiti bozmayı gerektirmiştir.
4-Kabule göre de, ıslaha karşı yapılan zaman aşımı def’inin değerlendirilmemeside hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.