YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2643
KARAR NO : 2014/18653
KARAR TARİHİ : 12.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ın, katılan …’in emlak bürosuna zaman zaman giderek olmadığı halde kendisini icra memuru olarak tanıttığı, …’in de kiracısı olan mağdur …’dan üç aylık kira bedeli olan 600.00 TL alacağı olduğu ve kendisinden bunu tahsil etmesini istemesi üzerine sanığın, mağdur …’un evine giderek kendisini icra memuru olarak tanıtıp birikmiş kira borcu için mağdurun beyanına göre toplam 680 TL para aldığı, ayrıca mağdura kendisinden 100.00 TL aldığına dair yazılı, 10/06/2006 tarihli ve 240 TL aldığına dair 10/08/2006 tarihli kağıt verdiği, sanığın bu belgeleri vermediğini savunması karşısında; 10/06/2006 tarihinde 100.00TL para alındığına dair kağıttaki imzanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge inceleme Şubesinden alınan 21/01/2010 tarihli rapora göre imzanın sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, sanığın aldığı paraları İzmir 12. İcra dairesine yatırdığını katılana bildirdiği, ancak İzmir 12. İcra Müdürlüğü’nde herhangi bir takip dosyasının olmadığı ve sanığın herhangi bir parayı da yatırmadığı, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında mağdurdan değişik zamanlarda tahsil ettiği kira bedelini katılana vermemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün” ve ” 1200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.