Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/4179 E. 2016/14267 K. 19.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4179
KARAR NO : 2016/14267
KARAR TARİHİ : 19.09.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, …. Köy Hizmetleri Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak çalışırken 2001 yılında kadrolu olduğunu, kadroya geçirilirken yapılan intibakın yanlış olduğunu, doğru intibakın ve buna göre derece ve kademesinin tespiti, emekli olurken ödenen kıdem tazminatının da yeni derece ve kademesine göre yeniden hesaplanarak aradaki farkın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19.02.2001 tarih ve 2092 sayılı genelgeleri ile sürekli işçi kadrosunda işe başlatılan işçilerin intibaklarının 26.10.2000 tarihinde aldıkları ücretin karşılığı olan derece ve kademesinin verilmesi suretiyle yapılmasının gerektiğinin belirtildiğini, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde davacı yanın daimi işçi kadrosuna ataması yapılmış olup, yevmiyesi düşürülmemek kaydıyla mevcut daimi işçi kadrosunda belirtilen pozisyonuna ataması yapılmış ve aldığı ücretin karşılığı olan derece ve kademesi verilerek yevmiye ve intibakının düzenlendiğini, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının emeklilik tarihi itibari ile 10. derecenin 27. kademesinde olduğu tespit edilmiş, kıdem tazminatı farkı talebi ise reddedilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 13.04.2015 tarih, 2014/16969 Esas, 2015/6882 Karar sayılı ilamıyla “ Davacının düz işçi olmasına göre, ilk işe girişinde “1.” derecenin “1.” kademesinden işe başlayıp 2012 yılına kadar en fazla 8. dereceye yükselebilecekken, TİS’in hatalı yorumlanması suretiyle davacının bulunduğu pozisyonun, derece sınırının üst değeri olan “8” rakamını davacının kademesi kabul ederek ilk başlangıcının “1.” derecenin “8.” kademesinden başladığını kabul ederek hesaplama yapmıştır. Bu, tüm hesaplamaların hatalı çıkmasına sebep olacak yanlış yorum olup bozma nedenidir. ” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının 11. derecenin 23. kademesinde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’da (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
Öte yandan, maddi yanılgının varlığı halinde, usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının açtığı dava sonunda 10. derecenin 27. kademesine hak kazandığının kabulü ile alacakları hesaplanmış olup bu kararın davalı tarafça temyizi ile mahkemece Dairemizin 13.04.2015 tarihli bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda olması gereken derecesinin 11, kademesinin de 23 olarak sonuca gidilmiştir. Ancak ilk kararı davacının temyiz etmemesi ve uyulan bozma ilamına göre davacının derecesinin 10 u geçemeyecek olması birlikte değerlendirildiğinde lehine karar bozulan davalı aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, uyulan 13.04.2015 tarihli bozma ilamı ve usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca sonuca gidilmesi olmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.