Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2471 E. 2014/18706 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2471
KARAR NO : 2014/18706
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Eczanesi’ne gelecek olan bir şahsın sahte heyet raporları ile sağlık ocağından bir doktora yazdırdığı reçete ile ilaç alarak bu ilaçları da daha önce anlaştığı şahıslara satacağı konusunda ihbar alınması ve eczacının bir şahsın belirtilen şekilde 18/12/2009 tarihinde beş tane ilaç kullanım bedelinden muaf raporlu 10 adet reçete getirdiğini, ilaçları aldığını nüfus cüzdanı fotokopisinin kendilerinde bulunduğunu, nüfus cüzdanındaki ismin … olduğunu, tekrar gelebileceğini bildirmesi üzerine, söz konusu eczane çevresinde 29.12.2009 tarihinde tertibat alınması sonucunda, sanık … ve sanık …’ın bir kısım sahte rapor fotokopileri ve bu raporlara dayanarak yazılan içerik itibarıyla sahte reçetelerle bir kısım ilaçlarla yakalandıkları sanık …’ın evinde yapılan aramada da değişik şahıslar adına sahte olarak düzenlenmiş ilaç kullanım bedeli ve hasta katılım payından muaf ilaca ilişkin doktor raporları fotokopileri ile bu sahte belgelerle alınmış ilaçlar ele geçirildiği, sanıklar … ve …’ın, sahte olarak düzenlenmiş ilaç kullanım ve hasta katılım payından muaf ilaç raporlarının fotokopilerini kullanarak diğer doktor sanıklar … ve …’ya gerçekte olmayan şahısların hasta olduğunu bildirerek resmi belge niteliğindeki reçeteleri, içeriği itibariyle sahte olarak düzenletip bu sahte reçeteler ile …Eczanesi’nden toplam 33.025,78-TL bedelli ilaç aldıkları olayda: sanık …’ın eyleminin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde ve sanıklar … ve …’nin diğer sanıkların dolandırıcılık suçuna iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmaması nedeniyle beraatlarına ilişkin kararlarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
1- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ve sanıklar … ile … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık … müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere, sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede,
a)Sanık …’ın hüküm tarihinden sonra 16.03.2011 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanık …’ın yalnızca 29.12.2009 tarihli olayda birden çok kişiye ait sahte ilaç kullanım bedeli ve hasta katılım payından muaf ilaca ilişkin doktor raporları fotokopilerini aynı anda Dr. …’ye verip ilaç yazdırarak bu ilaçları eczaneden alması üzerine polislerce yakalandığının anlaşılması ve eylemin kamu kurumuna karşı işlendiği ve önceden ihbar sonucunda vefat eden sanık tarafından 18/12/2009 tarihinde alınan ilaçlarda dahil olmak üzere hiç bir ilacın bedelinin kurum tarafından ilgili eczaneye ödenmemesi karşısında eylemin dolandırıcılık suçuna teşebbüs aşamasında kaldığı ve sanık … açısından zincirleme suç niteliğinde olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde tamamlanmış zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması
Kabule görede,
c)Sanık … hakkında kamu kurumuna karşı dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 158 /1-e,son maddeleri gereği temel ceza belirlenirken adli para cezasının elde edilen menfaatın iki katından az olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.