YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2472
KARAR NO : 2014/18707
KARAR TARİHİ : 12.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’ın katılan …’dan 10.750 TL karşılığında küçük baş hayvan satın aldığı, karşılığında …bank Akşehir Şubesinden verilme keşidecisi … görünen, tutarı 15.250 TL olan çeki ciro ederek …’ya verdiği, satış ve çek bedeli farkı olan 4.500 TL için sanık …’ın katılan …’dan bono aldığı, katılan …’nun çeki tahsil etmek istediğinde ödeme için aynı çekin önceden bankaya ibraz edildiği ve arkasına çek karşılığının olmadığına ilişkin şerh düşüldüğü, yapılan kriminal incelemede çekin keşide yeri bölümünde yazılı bulunan tarih rakamlarının mevcut durumuna tahrifen getirildiklerinin, çekin arka yüzündeki ikinci ciranta bölümündeki … isim ve imzasının evvelce bu bölümde bulunan ve okunması mümkün olmayan bir bilginin kimyasal yolla silinmesinden sonra tahrifen yazıldıklarının anlaşıldığı, olayda sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan temel ceza tayini sırasında 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f.son maddesi uygulanmadan önce aynı kanunun 158/1-f maddesi uygulanmak suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
5237 sayılı TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nun 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinin ve b fıkrasında aynı kanunun 52/2 maddelerinin uygulanmasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılarak hüküm fıkrasının c paragrafının başına “Sanık …’ın bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçu sübut bulduğundan eylemine uyan TCK’nın 158/1-f son maddesi gereğince suçun işleniş biçimine göre ve takdiren” cümlesinin eklenip, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30.500,00 TL” ve “25.416,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 1525 gün” , “ 1270 gün” ve sanık hakında hükmedilen 1270 gün adli para cezası TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü sanığın ekonomik durumuna göre ve takdiren 20,00 TL üzerinden 25.400,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.