Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2527 E. 2014/18734 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2527
KARAR NO : 2014/18734
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, 06.12.2004 ile 24.11.2006 tarihleri arasında katılan TNT İnternational …Taşımacılık Tic. Ltd Şti’nin İzmir Bölge Müdürlüğünde operasyon gümrük temsilcisi olarak görev yaptığı süre içerisinde, katılan şirket tarafından zimmetli olarak kendisine verilen tahsilat makbuzlarından katılan şirketin müşterisi olan şirkete verilen asıl makbuzlarla, şirket muhasebesine sanık tarafından teslim edilen suretlerindeki miktarlarda oynamalar yaparak toplam 10.780 TL’yi şirkete vermeyip uhdesinde tutarak menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda, sanığın tahsilat makbuzlarındaki yazı ve imzaları kabul etmesi, makbuzlardaki değişiklikleri şirket yetkililerinin isteği ile yaptığına dair soyut savunmasının katılan şirket tarafından kabul edilmemesi, sanığın tahsilat makbuzlarını farklı düzenlemek ya da üzerinde düzeltme yapmak suretiyle 10.780 TL’yi uhdesine geçirdiğinin bilirkişi raporu ile belirlenmesi, tanık ve şikayetçi beyanları ile tüm dosya kapsamına göre eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, farklı tarihlerde katılan şirkete ait parayı tahsil ederek menfaat temin etmesi şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Kanun koyucu, özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi ve ertelenmesi kurumları arasında bir öncelik sıralaması belirlemeyip, gözetilecek ilkeleri göstermekle yetinerek hangisinin uygulanacağı hususunu hakimin takdirine bırakmış olması nedeniyle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.