Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/3842 E. 2017/4764 K. 23.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3842
KARAR NO : 2017/4764
KARAR TARİHİ : 23.03.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti, vergi iadesi ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, dini ve milli bayram ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta davacının iddiası yazılmış, davalının savunması ne olduğu açıklanmadan “ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep etmiştir. “ şeklinde yazılmıştır.
Karar gerekçesi aynen;
“Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacının 01.10.2010 ile 28.02.2014 tarih aralığında kapıcı olarak,asgari ücret karşılığı davalı yanında çalıştığı açıktır, Davacının genel tatil ve fazla çalışmaları tanık anlatımları ile belirlenmiştir.Davacı 01.10.2010 tarihinden önceke çalışmalarını ve hafta tatil çalışmaları ile vergi iadesi alacaklarını, davalı da davacının haklarını ödediklerini yöntemince kanıtlayamamışlardır.Alınan rapor oluşa uygun ve denetime elverişle olduğundan itibare edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. “ şeklindedir.
Öncelikle davalının savunmalarının ne olduğu gerekçede açıklanmaması HMK. nun 2927/2. maddesine aykırıdır.
Kararda davacının hangi saat aralığında, haftada kaç gün, ne şekilde çalıştığı, ne şekilde fazla çalışma yaptığı, genel tatil çalışmalarının nasıl olduğu, hangi sebep ile davacı iddiasına itibar edildiği, davacının hak ettiği fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ne kadar olup, taktiri indirim yapılıp,yapılmadığı açıklanmamıştır. Karar gerekçesinde hükme esas alındığı bildirilen bilirkişi raporundaki tespitlere dahi yer verilmemiş, rapora yapılan soyut atıf ile gerekçe oluşturulmaya çalışılmıştır.
Mahkemenin yukarıya aynen alınan “ gerekçesi “ Anayasa’ nın ve Yasa’ nın anladığı ve amaçladığı anlamda gerekçe değildir.
Bilirkişi raporunda hesaplanan hak ve alacaklardan % 30 taktiri indirim yapıldığı belirtilerek hesaplama yapılmıştır.
Bilirkişinin kendisini Hakimin yerine koyarak taktiri indirim yapması ve Mahkemenin buna izin vermesi usule aykırıdır. Mahkemenin yetkisinde olan taktiri indirim oranını bilirkişinin belirlemesi yetki aşımı olup, kabul edilemez.
Davacı genel tatil ve hafta tatili alacaklarını dava dilekçesinde toplam 100,00 TL. olarak talep etmiştir. Her iki talep ayrı kanuni dayanakları olan, farklı hesap yöntemlerine tabi alacaklar olup, ayrı ayrı talep edilmelidir.
Mahkemenin bu iki talebe ilişkin 100,00 TL. den kaç lirasının genel tatil, kaç lirasının hafta tatili ücreti talebi olduğunu ayrıştırtmadan sonuca gitmesi hatalıdır.
Neticeten Anayasa’ nın ve HMK. nun anladığı ve amaçladığı anlamda gerekçe içermeyen ve yukarıda belirtilen şekilde usulü eksiklikler taşıyan kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.