Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2645 E. 2014/18755 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2645
KARAR NO : 2014/18755
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Türkiye’ye tatile gelen müştekinin Marmaris’te sanık ile tanıştığı, zamanla aralarında samimiyet oluştuğu, sanığın kurduğu plan çerçecesinde müştekiyi kandırmak için yaptığı senaryo gereği müştekinin güvenini sağlamak amacıyla gerçekte olmadığı halde … Kuyumculuk adlı işyerinin ortağı olduğunu, ortağı ile ayrıldığını, ortağının kendisine ayrılması karşılığı verdiği 490.000 Euro değerindeki senedi verdiğini söyleyerek senetlerin emaneten kendisinde kalmasını istediği, müştekinin ülkesine dönmesinin ardından ihtiyacı olduğunu söyleyerek para istemeye başladığı, müştekinin de sanık ve arkadaşı olduğunu söylediği … adına değişik zamanlarda para gönderdiği, tekrar Türkiye’ye geldiğinde Antalya’da … adlı otelde kaldıkları, müştekinin ev almak istediğini söylemesi üzerine sanığın müştekiye birkaç ev gösterdiği, bir evi beğenen müştekiden depozito olarak 10.000 TL, ardından da 45.000 Paund aldığı, yine kendisine 5 yıllığına oturma ve çalışma izni alacağını söyleyerek 1.250 Paund daha isteyip aldığı, parayı aldıktan sonra ortadan kaybolduğu, müşteki tarafından yapılan araştırmada sanığın otele adını … Türlek olarak bildirdiği, yine oğlunu götürdüğü hastanede de adını … Sağır olarak bildirdiğini tespit ettiğinin anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üst soyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.