YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11194
KARAR NO : 2016/6429
KARAR TARİHİ : 03.11.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkillerinin davalının sözlü kira ilişkisi ile kiracı olarak oturduğu bağımsız bölümün bulunduğu taşınmazın %75 ‘inin hissedarı olduğunu ,davalı tarafa aylık 500 TL kira bedelinin müvekkilleri hissesine isabet eden kısmının 36 aylık tutarı olan 13.500 TL’nin müvekkillerinin banka hesabına ödenmesi için ihtarname gönderilmesine rağmen davalının ihtara cevap vermediği gibi ödemede yapmadığını bunun üzerine Sayılı icra takibi başlatıldığını ,davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptalini ile %40’tan aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davalı müvekkilinin taşınmazı 01.01.2010 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesi ile davacıların vekaletinin bulunduğu kiraladığını,müvekkilinin, taşınma üzerine aylık 400 TL olan kira bedellerini bir kısmını elden ve bir kısmını banka hesabına olmak üzere ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda ;Her ne kadar davacıların kira sözleşmesinde imzaları yoksa da vekalet yolu ile diğer hissedarı yetkili kıldıklarından 01.01.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin geçerli olup , bu sözleşmeye göre aylık kira bedelinin 400 TL olduğunu ; 16.09.2011 tarihli kira gelirleri ile ilgili bilgilendirme yazısında 2011 Eylül ayı hakedişinin de davacılara tarafından gönderilmiş olduğu anlaşıldığından kira bedelleri ve ödemelerin 2011 Ekim ayından itibaren incelemeye alındığını;Davalı …’ın hesap ekstresi üzerinde yapılan incelemede 2011 yılı Ekim ayından son işlem tarihi olan 23.12.2012 tarihine kadar davalının kira ödemesi bulunmadığını ,davalının 2011 yılı ayı ile dava tarihi olan 2012 yılı Kasım ayları ödemesi gereken 14 aylık 5.600 TL kira bedeli bulunduğu;Davacılardan 3/12 , 6/12 olmak üzere toplam 9/12 hisseleri bulunduğundan 5.600 TL kira bedelinden hisselerine düşen miktarın 4.203 TL olduğu bildirmiş; Mahkemece, dosyada bulunan azilnamelerden davacıların kiralayan vekalet verdiklerinin anlaşıldığı bu bakımdan her ne kadar davacıların kira sözleşmesinde imzaları yok ise de vekalet yoluyla diğer hissedarı yetkili kıldıklarından ve daha sonra azil ettiklerinden 01.01.2010 tarihli sözleşmenin geçerli olduğu, yetkili vekilin kira parasını tahsil etmesi sonucu davalının kira bedelini ödediğinin kabulü ve eğer hissedarlar hissesine düşen bedeli almamış iseler bunu alan vekillerinden talep etmeleri gerektiği, kiracıdan ikinci defa aynı kira bedelini talep etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu esas alınarak itirazın kısmen iptali ile takibin 4.203 TL asıl alacak 135 TL faiz olarak devamına karar verilmiştir.
Davalı tarafından sunulan ve hükme esas alınan davalı kiracı ile kiraya veren sıfatıyla ve hissedarları adı altında dava dışı tarafından düzenlenen 01.01.2010 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin 09.03.2016 tarihli geri çevirme ilamımız sonucu dosyaya getirtilen vekaletnameler kapsamından taraflar arasında geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Ne var ki davaya dayanak 28.08.2012 tarihli icra takibine konu 04.06.2012 düzenleme tarihli ödeme ihtarnamesi ve dava dilekçesinde davalının davacılar hissesine isabet eden 36 aylık kira bedelinin tahsilinin istendiği belirtildiğinden taraflar arasında 01.01.2010 tarihinden önce herhangi bir yazılı ya da sözlü kira sözleşmesi yapılıp yapılmadığı açıklattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.