YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10734
KARAR NO : 2016/6828
KARAR TARİHİ : 21.11.2016
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, faydalı ve zorunlu imalat bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece ,kısa karar ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar (hüküm), tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır.
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazları incelenmeksizin yapılan incelemede;Mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş , gerekçeli kararda da “…..davanın reddine karar vermek gerekmiştir” gerekçesine yer verilmesine rağmen hüküm fıkrasında davanın kabul mü ret mi edildiği açıklanmadan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş , yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır.Bu şekilde hem gerekçe,hem de kısa karar ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiştir.Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararın kısa karar ile gerekçeli karar ve gerekçe arasında çelişki bulunduğundan H.M.K.’nın 298/2.maddesi gereğince hükmün bozulması gerekmiştir.
./..
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.