YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13212
KARAR NO : 2016/6920
KARAR TARİHİ : 24.11.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı 16/01/2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile ödenmediği iddia olunan 7.650 TL kira bedelinin, dava dışı kiracı ile davalı kiracı kefili …’den tahsilini istemiştir. İcra Müdürlüğünce düzenlenen ödeme emri ekli tebligat davalı kefile tebliğ edilmemiş ise de, davalı kefil 21/03/2014 tarihinde yapmış olduğu itiraz ile borcun bulunmadığını beyan etmiştir.
Davaya ve takibe dayanak 01/02/2013 başlangıç tarihli, bir yıl süreli yazıl kira sözleşmesinin bulunduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup, sözleşmenin 16.maddesinde ise kiracının kiralananda kaldığı sürece kefilin kefaletinin devam edeceği kararlaştırılmıştır.
Türk Borçlar Kanununun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Takibe konu kira sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra düzenlendiğinden, Türk Borçlar Kanununun 583.maddesinde belirtilen şekil şartına uyularak düzenlenmiş bir sözleşme niteliğinde değildir. Bu durumda kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan mahkemece davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 24/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.