YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/18765
KARAR NO : 2014/19020
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafii, yerel mahkeme hükmünü duruşma talepli olarak temyiz etmiş ise de, suçun vasfı ve cezanın miktarına göre, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanunun 318. maddesi gereğince duruşma isteminin reddi ile yapılan incelemede,
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan, bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak, kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK. md.6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun
resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün, yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı….Başsavcısına,…kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Katılan …’in bir suçtan dolayı Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/1025 soruşturma sayılı dosyasından tutuklandığı, katılanın tutuklanması üzerine sanığın katılan …’in Balya ilçesi Dereköy’de oturan çocukları katılanlar … ve Faruk ile irtibata geçtiği, kahvehane işleten sanığın kendisini katılanlara güvenlik görevlisi gibi tanıtarak soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı … Ceylan ile babalarını tutuklayan hakimi tanıdığını, Balıkesir’de hakim arkadaşlarının olduğunu, müşteki …’i tahliye ettirebileceğini, ancak bu iş için hakim ve savcılara para verilmesi gerektiğini söylediği, sanığın, sözlerine inandırıcılık katmak ve güven telkin etmek amacı ile katılanların yanında telefon görüşmesi yaptığı, telefon görüşmesi yaptığı kişilere “Hakim bey, Savcı bey” şeklinde hitaplar kullanarak konuştuğu kişilerin hakim ve savcı olduklarına inandırdığı, ardından sanığın söylediği yalanların daha da inandırıcı olmasını sağlamak amacı ile katılan …’i alarak Balıkesir Adalet Sarayına götürdüğü, kendisinin hakim ve savcılarla görüşeceğini söyleyerek katılan …’den zemin katta beklemesini istediği, hakim ve savcılarla görüştüğü izlenimi vermek amacı ile hakim ve savcı odalarının bulunduğu üst kata çıktığı, bir süre sonra da katılan …’in yanına gelerek hakim ve savcılarla görüştüğünü, hakim ve savcılara verilmek üzere para tedarik edebilirlerse babalarını tahliye ettirebileceğini söyleyerek aldattığı, sonrasında katılanları bir çok kez telefonla arayarak “babanızı kurtaralım, babanız cezaevinde boşu boşuna yatmasın, çabuk olmazsanız vazgeçecekler, bir an önce parayı bulmaya çalışın.” diyerek yalanlarını tekrarladığı, hatta bu işlerin telefonda görüşülecek işler olmadığını söyleyip katılanları Gönen ilçesine çağırdığı ve onlarla tahliye konusunu konuştuğu, katılanların sanığın para karşılığı babaları olan katılan …’i tahliye ettirebileceğine inanmaları ve kanaat getirmelerini üzerine bir çok kez elden vermek ve sanığın Gönen … Bankası Şubesinde bulunan 604/6699892 numaralı hesabına para havalesi yapmak suretiyle toplamda 30.000 – 35.000 TL civarında ödeme yaptıkları, bu suretle sanığın menfaat temin ettiği olayda; nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.