YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12826
KARAR NO : 2014/33569
KARAR TARİHİ : 27.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hüküm kurulurken mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58/7. maddesi uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetime tabi tutulma süresinin de belirlenmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, anılan hakların yönelik olduğu kişiler bakımından bir ayırım yapılmadan sanığın aynı yasanın 53/1-c maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, tekerrür uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasınından “1 Yıl süre ile ” ibaresinin çıkarılması ve hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nın 53/1.maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1.maddesinde belirtilen ve 53/3.maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3.maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ tümcesinin eklenmesi suretiyle,
diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/11/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Olay günü düzenlenen 26.05.2011 tarihli tutanağa göre kimliği tespit edilmeyen bir şahsın görevli polis memurunun yanını gelerek, yine kalabalık miting alanındaki sanığı göstererek vatandaşların cebinden para çekerken gördüğünü hatta parası alınan kişinin de yanında olduğunu söyleyerek olay yerinden ayrıldığı kimliği tesbit edilmeyen ihbarcı tarafından verilen bu bilgi üzerine polis memurunun sanığın ve yakınında bulunan müştekinin yanına giderek, müştekiden parasının alındığının öğrenilmesi üzerine kalabalağı karışmak isteyen sanığı yakalamış ve sanığın sağ elinde bulunan iki adet yirmi Türk Lirası banknotu sanığın elinden almıştır.
Yukarıdaki anlatılan oluşa göre, gerek müşteki beyanı gerekse tutanak içeriğinden olay yerinde sanığın ortak hareket ettiği ikinci bir kişiden bahsedilmemiştir. Sanık ihbarcının göstermesi üzere müştekiden aldığı paralar elinde iken kesintisiz takiple yakalanmış ve elinde saklamakta olduğu iki adet yirmi Türk Lirasına el konulmuştur. Her ne kadar müşteki cebinde iki adet yirmi Türk Lirasından başka bir adet te elli Türk Lirası olduğunu söylemiş ise de, bu beyanın denetlenmesi mümkün olmadığı gibi sanığın da üzerinde yapılan aramada çıkmayan bir adet elli Türk Lirasının sanık tarafından müştekinin cebinden alındındığının kabülü mümkün değildir. Müştekinin söylediği gibi cebinde bulunan elli Türk Lirasının cebinden alınması ya da kaybolmasının birçok nedeni olabilir. Ceza Yargılamasında suçun delillerle kesin olarak isbatlanması gerekir, yine ceza yargılamasının evrensel kurallarından birisi de şüpheden sanığın yararlandırılması gerekeceği dir.
Olaydan sonra kesintisiz takip ile yakalanan sanığın yanında yakalanamayan başka bir kişininde olduğu iddia edilmediğine göre sanığın müştekinin cebinde olduğunu iddia ettiği ve elde edilemeyen elli Türk Lirayı aldığının kabulü ceza yargılaması ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Bu konuda hiçbir delil yoktur. Sanığın eylemi olaydan sonra yakalandığın da elinde ele geçen iki adet yirmi Türk Lirasını müştekini üzerinden yan kesicilik sureti ile almaya kalkışmaktır. Dolayısıyla sanığın tamamlanmış hırsızlık suçundan dolayı cezalandırılması yolundaki yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanması şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmıyor ve sanığın suça teşebbüs hükümleri gereğince cezalandırılması gerektiği görüşünde olduğumuzu saygı ile arz ediyoruz.27.11.2014