Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/31198 E. 2017/6026 K. 27.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/31198
KARAR NO : 2017/6026
KARAR TARİHİ : 27.03.2017

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun …. maddesinin üçüncü fıkrasına göre “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.”
Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekiline 30…..2016 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, davacı vekili tarafından sekiz günlük kanuni süre geçtikten sonra olmak üzere ….01.2017 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Bununla birlikte, Bölge Adliye Mahkemesince, kararın tebliğinden itibaren bir ay içerisinde temyiz yoluna başvurulabileceği hususu kararda belirtilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasına göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilere başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı bir şekilde kullanmaları amaçlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 2013/7114 başvuru sayılı kararında da belirtildiği gibi, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (… …, B. No: 2012/791, …/…/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (…/…, B. No: 51307/99, …/…/2003, § 34).
Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, her ne kadar davacı vekilince kanuni süresinden sonra temyiz yoluna başvurulmuş ise de, mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü göz önüne alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince bildirilen sürede karar temyiz edildiğinden, başvurunun süresinde olduğu kabul edilerek işin esası incelenmiştir.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 27.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.