Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/16618 E. 2016/20504 K. 06.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16618
KARAR NO : 2016/20504
KARAR TARİHİ : 06.12.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait beton şantiyesinde kepçe operatörü olarak 22/05/2014 tarihinden iş akdinin 26/12/2014 tarihli sözlü bildirim ile haksız olarak ve hukuka aykırı bir şekilde sonlandırıldığı tarihe kadar çalıştığını, davacının işine son verilmesinin sebebinin Yol- İş Sendikasına üye olması olduğunu, işine son verildiği gün işe gittiğinde İshak ismindeki şantiye şefinin kepçeye dokunmamasını söylediğini, davacının neden diye sorması üzerine sen git yemekhanede bekle cevabını aldığını, bunun üzerine davacının yemekhaneye giderek beklemeye başladığını, sonra İshak’ın davacının yanına geldiğini ve kendisi yerine Abdullah isimli bir başkasının işe alındığını söyleyerek başka hiçbir gerekçe beyan etmeyerek işine son verildiğini söylediğini, davacının bunun üzerine muhasebeye gittiğinde orada şahıslar arasında geçen konuşmadan iş akdinin sendika üyesi olması nedeni ile sonlandırıldığını duyduğunu ve bu konuşmayı kayda aldığını, işverenin bünyesindeki işçiyi sendikasızlaştırma yoluna giderek sendikanın iş yerine girişini engellemeye çalıştığını beyanla, feshin geçersizliğine ve işe iadesi ile 12 aylık ücret tutarında sendikal tazminat ve diğer hakların tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdinin performans düşüklüğü nedeni ile İş Kanunun 17. Maddesi uyarınca ihbar tazminatı ödenerek işveren tarafından feshediliğini, davacı tarafın iddialarının gerçekle bağdaşır bir yönü bulunmadığını, söz konusu sendikanın bağlı olduğu iş kolu ile müvekkili şirketin bağlı olduğu iş kolunun örtüşmediğini, sendikaya üye olması nedeni ile işçinin iş akdinin feshediliği iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, iş yerinde bu şekilde iş akdi feshedilen herhangi bir işçinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalı tarafça davacının iş akdinin feshi performans düşüklüğü gerekçesine dayandırılmış olmasına rağmen işçiye herhangi bir savunma hakkı tanımadığı gibi sözleşmenin yazılı olarak da feshedilmediği bu nedenle işveren feshinin geçersiz olduğu, tanık beyanından anlaşılacağı üzere işyerinde sendikal faaliyetlerin başladığı, işverenin Yol İş Sendikasının faaliyetlerini engellemek amacıyla işçi çıkardığı, Yol -İş Sendikasının işyerinde sendikal faaliyetlerine başladığı, işverenin bu sendikaya kayıt olanların işten çıkarılacağını iş şartlarını bu işçiler için zorlaştıracağını işçilere şifahen bildirdiği, örnek olması amacıyla da bu faaliyetlerin öncüsü olan davacıyı işten çıkardığı,Yol İş Sendikasının Bakanlık kararınca davalı iş yerinde yetkili sendikalı olarak tespit edildiği,davalı tarafça bu yetkiye itiraz edildiği, mahkemece davanın reddedildiği, ancak sonrasında iş kolunun aynı olmadığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından verilen kararın bozulduğu, davalı işverenliğin davacıyı sendikal faaliyete öncülük etmesi nedeniyle işten çıkardığı gerekçesiyle 1 yıllık ücret tutarında sendikal tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olup davalının bu yöne dair temyiz itirazı yerinde değildir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, feshin sendikal sebebe dayanıp dayanmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Fesih tarihinde yürürlükte olan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “sendika özgürlüğünün güvencesi” başlıklı 25.maddesinin 2. fıkrasına göre; işveren, ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında çalıştırma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz; 3. fıkrasına göre; işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farkli işleme tabi tutulamaz; 4. fıkrasına göre; işverenin fesih dışında yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi halinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına göre ise; sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18,20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. Iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir.
İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılan davalarda, salt işçinin sendika üyesi olması feshin de sendikal nedenle yapıldığını göstemez. Mahkemece, gerekli araştırma yapılarak ve özellikle de tanıklardan davacının sendika üyesi olmasının yanında ne tür sendikal faaliyetlerde bulunduğu somut olarak sorulup tespit edilerek toplanan deliller sonucu feshin sendikal nedenlere dayandığının tereddütsüz belirlenmesi gerekir.
Sendikal neden yönünden; Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Somut olayda davacının sendikal nedenle işten çıkartıldığı iddia edilmiş ve Mahkemece de davacının öncü konumda olduğundan iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğine karar verilmiştir. Sendika üye sayısı ve istifa eden ve iş akdi feshedilen işçi olup olmadığı ve yetki prosedürü ile ilgili bilgi verilmediğinden dosyada yapılan araştırma yetersizdir.
Yukarıdaki ilkeler doğrultusunda; mahkemece, sendikaya üye işçi sayısı, üyelik tarihleri, istifa tarihleri, Yol-İş sendikası üyesi olup işten çıkarılan, emekli edilen, halen çalışan, işyeri değişikliği uygulanan işçi sayıları, fesih tarihleri ile sendikadan istifa eden ve işyerinde çalışan işçilerin bulunup bulunmadığı, TİS bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yukarıdaki belirtilen hususlar tereddütsüz bir şekilde belirlenerek feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de davacı 12 aylık ücret tutarında sendikal tazminat talep ettiği halde talep aşılarak 1 yıllık ücreti tutarında sendikal tazminata hükmedilmesi ve ödenmesine şeklinde eda hükmü kurulması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 06.12.2016 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.